27 Ekim 2010 Çarşamba

Sek Süt'ten Bir Ricam Var

  

   Çocukluğumun silinmeyen hatıralarından birisi de sabahları ailecek yapılan kahvaltılardır. Üç kardeşiz, bir bisikletimiz vardı, tabi o zamanlar ben küçük olduğum için henüz kullanamıyordum. Ağabeyim atlar bisiklete fırından taze ekmek ve marketten gazete alıp gelirdi, yanında da Sek Şişe Süt. Hala burnumdadır o zamanki ekmeğin kokusu. Yıllar ne de çabuk geçimiş meğer. O geçen yıllarla cam şişe sütün de kaybolduğunu düşünmüştüm taa ki Sek Süt reklamında görüp ekrana hipnoz olmuş bir şekilde bakana dek. Belki çocukluğumdaki kahvaltıların tadındandır bilinmez ama severek, lezzetine doyamayarak içtiğim tek süttü cam şişe süt. Zaten bir daha aynı lezzeti bulamadım. Hala da bulamıyorum, reklamında da sitesinde de var Sek Süt'ün ancak ben bulamıyorum, marketlerde, süpermarketlerde, hipermarketlerde yok yok yok =( Bu sadece bir rica, belki Sek Süt sesimi duyar ve bana cam şişe sütleri nereden bulabileceğimi söyler.  =)


Devamını oku...

26 Ekim 2010 Salı

Çok Sevindim


Dün gece nişastalı kurabiye konusunu yazdığımdan beri bloga bakamamıştım. Yapılan yeni yorumları ve yeni takipçileri şu an görebildim. Öyle ki herkes tarafından pek bi sevilen ve geçmişe götürüp hatıraları anımsatan bir kurabiyeymiş, nişastalı kurabiye. Gönül isterdi ki ekranın bir köşesinden herkese bir tane uzatıp ikram edebilelim, ama teknoloji henüz o kadar gelişmedi =)
  Bu arada İZLEme fonksiyonundaki bozukluğun giderilmiş olmasına da çok sevindim. Çünkü takipçisi olmak istediğim bir çok blog vardı.
   Bloguma yeni katılan arkadaşlar hoşgeldiniz, yorumları ile beni yalnız bırakmayan herkese de çok teşekkür ederim =)
Devamını oku...

25 Ekim 2010 Pazartesi

Nişasta Kurabiyesi

  Bu kurabiyeyi yıllaaaaar önce çocukluğumda tatmıştım ilk kez. Çocuksunuz sonuçta, tabi o zamanlar tarifini alayım demiyor insan =) Yıllar geçti ama bu kurabiyelerin tadı geçmedi hafızamdan. Normalde kurabiye sevmeyen bana dahi kurabiyeyi sevdirmişti; ağızda dağılıyor, eriyor, yumuşacık ve nefisti. Anlatsam da bitiremem sanırım =)
  Sonrasında anneme hep sordum "Bir kurabiye yemiştik hani şu şu kişi yapmıştı, şu yerde yemiştik, şöyle bir kurabiyeydi vs"   ve annem anlatığım kurabiye tarifi sonucunda " Un kurabiyesi mi acaba?" demişti. Bunun üzerine un kurabiyesi tarifleri aramış, bir kaç tane denemiştim ama hayır o değildi. Sonra bir gün nişastalı kurabiye tarifi gördüm, görüntüsü benziyordu. Denemekten bi zarar gelmez diyerek kurabiyeyi yaptım. Veeee tadına baktığımda "Buldum işte buuuydu" diyerek sevindim. O günden sonra da sık sık yaptığım kurabiyedir kendileri =)


Malzemeler:

1 yumurta
1 paket vanilya
1 paket kabartma tozu
1 su bardağı sıvı yağ
1/2 su bardağı un
Aldığı kadar nişasta
1 su bardağı pudra şekeri


Yapılışı:

Un, vanilya, kabartmatozu elenerek karıştırılır. Ardından sıvı yağ ve yumurta da  koyulup yoğurulur. Nişasta ise yavaş yavaş karışıma yedirilir.yumuşak ve ele yapışmayan bir hamur elde edilir.
Ceviz büyüklüğünde hamur parçaları koparılıp yuvarlanır, yağlı kağıt serilmiş tepsiye dizilir. Dilerseniz benim yaptığım gibi bıçak ile üzerlerine kesikler yapabilirsiniz. 180'C fırında hafif pembeleşmeye başlayana dek pişirilir.


Çayla da süper gider =)
Devamını oku...

24 Ekim 2010 Pazar

Gül Tatlısı


Herkesin bildiği meşhur Gül Tatlısını ben de yaptım efendim =) Annem internette görüp " Çok merak ediyorum şu tatlıyı bir fırsat bulabilsem de yapsam." dediğinde bence içten içe biliyordu ki ondan önce davranıp bu tatlıyı ben yapacağım =) Zaten hazırladığımı gördüğünde de pek bir sevindi.
Tarifi Yemek Günlüğüm sitesinden aldım. Buraya direk ekliyorum ancak yanlarına bazı  notlar düşeceğim =)

MALZEMELER:

• 1 Su bardağı sıvıyağ ( Bu ölçekte koyduğumda çok yağlı bir hamur oldu, yapım aşamasındaki fotoğraflardan da bunu farkedeceksiniz)
• yarım su bardağı yoğurt
• 1 su bardağı irmik
• 1 yumurta
• Yarım paket oda sıcaklığında margarin ( Hamuru çok yağlı bulduğum için ve başka bir yerde margarin kullanılmadan da yapılabileceğini okuduğum için ben eklemedım.)
• 1 paket vanilya
• Yarım paket kabartmatozu
• 1 çorba kaşığı sirke (Ben kullanmadım)
• 1 tutam tuz
• Aldığı kadar un
• 1 su bardağı kadar ceviz yada fındık

ŞERBETİ :
• 3 Su bardağı su
• 2.5 Su bardağı şeker
• çeyrek limonun suyu ( Bir iki damla limonsuyu kullandım diğer türlü çok ekşi bir tatta olacağını düşündüm)


YAPILIŞI:
1. Önce şerbetinin malzemelerini bir tencereye koyun ve kaynatın.
2. Hamurun; un , kabartmatozu ve vanilya hariç tüm malzemelerini karıştırın.
3. kabartmatozu , vanilyayı ve aldığı kadar unu ilave edin.Kulak memesi yumusaklığında bir hamur elde edilir.
4. Hamur ikiye kesilir. Bir parçası merdane ile 3-4 mm kalınlığında açılır.

Bu fotoğraftan anlaşılacağı üzere hamur yağlı olduğundan, hamuru açıp tatlıyı hazırlayacağınız masanın, tezgahın vs yağlanmasını da göze almanız gerekecek =) Flaş patlayınca daha da bir parlamış yağlar =))) Her zamanki gibi yamuk açtığım hamurun çay bardağı ile kesilme aşaması.

5. Çay bardağı ile kesilir.
6. 6 adet yuvarlak yapılır, üst üste gelecek şekilde yanyana dizilir.

Kesilen parçalar bu şekilde dizilir, görüntüdeki gibi en altta kalan hamurdan itibaren rulo şeklinde sarılır.

7. rulo şeklinde sarılır.

Ninja kılıcı ile kesiyoruz =)


Kestikten sonraki hali

8. ikiye kesilir.
9. tepsiye dizilir.

Ben tepsiye dizerken yağlı kağıt (pişirme kağıdı) kullandım

10. ortalarına ceviz yada fındık yerleştirebilirsiniz.
11. orta hararetli fırında üzerleri kızarana (20-25 dakika) kadar fırınlanır.
12. şerbetini üzerine dökün. Tatlıların şerbeti iyi çekmesi için alt üst cevirerek şerbeti iyice cekmesi saglanır.

Şerbeti döküldükten sonraki halleri, daha şerbeti çekmemişlerdi =)

Görüntü ve hamurun tadı olarak güzeldi ancak şerbeti çekmesi konusunda biraz sıkıntı yaşadım. Üzerinden 4 saat geçmesine rağmen şerbeti beklediğim kadar çekmemişti. Ertesi gün baktığımda bir nebze daha iyiydi. Yine de tatlılara şerbet çektirme konusunda tavsiyesi olan varsa öğrenmekten çok mutlu olacağım kesin =)
Devamını oku...

23 Ekim 2010 Cumartesi

Toprak Kokusu

  Bulduğumuz ilk fırsatta, acele bir şekilde yayalaya gidip bahçemize bir şeyler ekmekle uğraştık. Bildiklerim yanına yeni şeyler de öğrenmiş oldum. Yazın güneşinden kavrulmuş kuru otlar, kuru çimenlerle dolu tepeler; yağmur yağınca yeşermişti, sanki ilkbahar gelmişti =)
  Gittiğimizde bir de sürprizle karşılaşmıştık; bahçemizde kömeç çıkmıştı. Bizim buralarda kömeç veya gömeç derler, bilinen adı ile ebegümecidir kendileri.


Anneciğim hemen haşlayıp bol limon, pul biber ve zeytinyağlı salatasını yapmıştı. Ne yazık ki fotoğraf yok  çünkü yerken fotoğraflamayı düşünemedik =)
Her zamanki araştırmacı yönümle yine bu lezzetli bitkinin diğer faydalarını da buldum efendim sizlere şuradan bakabilirsiniz dilerseniz. Bir kısmını ben buraya ekliyorum:

• Gastrit ve mide ülserlerinde iyileştiricidir.
• Üst solunum yolları nezlesi ile bronşitte göğsü yumuşatıcı; balgam söktürücü ve öksürüğü kesicidir.
• Ebegümeci ayrıca ciltteki çıban, yara ve küçük yanıklarda iyileştirici etki yapar.Bunun için, bitkinin taze yaprak ve çiçekler ezilerek hazırlanan yara lapası, bir tülbentin içine konularak, şikâyet edilen yere kompre şeklinde uygulanır.
Faydaları :
*Göğsü yumuşatır, öksürüğü keser.
*Mide ve bağırsakların muntazam çalışmasını sağlar.
*Kabızlığı giderir.
*Mide bulantısı ve kusmaları önler.
*Ateşi düşürüp, vücuda rahatlık verir.
*Boğaz ve bademcik iltihaplarını giderir.
*Nezle, bronşit, nefes darlığı tedavisinde kullanılır.
*Lapası çıbanların olgunlaşmasını sağlar.
*Burun kanamasını durdurur.
*Dişeti hastalıklarını tedavi eder.
*Mide ağrısını keser.
*Burun tıkanıklığını giderir.
UYARI: Hamile kalmak isteyenler yada hamile olanlar kesinlikle ebegümeci yememelidir.


Eveeet burada toprağı kazıp havalandırıyoruz ve gübre için hazırlıyoruz, Gübre koyulduktan sonra toprak karıştırılıyor


Bu aşamaları tamamladıktan sonra bahçenin küçük bir kısmına soğan kıskalarını ekip sulama işlemine geçtik. Soğan dışında, maydanoz, roka, tere, nane de ektik. Toprakla uğraşmak ayrı bir huzur veriyor insana.Biz gitmeden birkaç gün önce de yağmur yağdığı için kazdıkça toprak kokusu duyuluyordu, çok güzeldi. Bir de emeklerimizin sonucunu alırsak inşallah onları da burada sizlerle paylaşırım =)
Devamını oku...

22 Ekim 2010 Cuma

Şükür Kavuşturana

   Ne kadar özlemişim buraları, çarşamba akşamı hiç planlamamışken yola koyulduk. Yaylaya gitmemiz gerekti; soğanların bağzı bitkilerin ekim zamanıymış. Ben pek bilmem bunları; kış, sonbahar ya da ilkbaharda ekilmesi gereken bitkiler, dikilmesi gereken ağaçlar vs. =) Ve o gün bloga yeni bir şeyler yazmaya fırsat bulamadan gittim. Bundan yaklaşık 10 dk önce de bilgisayarıma daha doğrusu internetime kavuştum.



Aslında eve bu sabah dönmüştük ve hemen bilgisayarımın başına geçtim yazılan yorumlar, takip etmeye başlayan yeni arkadaşlar, e_mailler vardır diye ama nedense herşey normal görünmesine rağmen bir sorun vardı bağlantı olmuyordu. Bilirsiniz modemdeki bağlantı ışığı dahi normal bir şekilde yanıyordu. Sonra internet sağlayıcı kurumumu aradım, çok yardımcı oldular kayıt alıp tekrar döneceklerini bildirdiler ki dedikleri saatte tekrar aradılar ve sorunun modemden kaynaklı olduğu blokaj durumda olduğunu belirttiler. Bunun üzerine bir bilene götürüldü modem ve geldiğinde şükür kavuşturana dedirtti =)
  En kısa zamanda da yapılan yorumlara cevap verip yeni paylaşımlarla burada olacağım inşallah.
Devamını oku...

18 Ekim 2010 Pazartesi

Damla Çikolatalı Kurabiye

   Güzel bir pazar günü geçirdikten sonra blogda yeni bir paylaşım yapma zamanı =) Bir önceki konuda bilek botlardan bahsetmiştim. Bir tane aldım sonunda (aslında hediye edildi diyebilirim) ve çok sevindirik oldum =)
   Gelelim damla çikolatalı kurabiye tarifimize; bu kurabiyeler aslında kıtır kıtır ağızda dağılan türden değil. İçerisinde yoğurt bulunduğundan yumuşak bir yapısı oluyor. Tarifi Yemek Günlüğüm sitesinden aldım. Bu site de yemek ve pasta tarifleri açısından gerçekten güzel.

Nefissss =)

Pişerken =)

Malzemeler:


•125gr. margarin veya tereyağı (yumuşamış)
•2 çorba kaşığı dolusu yoğurt
•1 yumurta
•1 çay bardağı şeker
•2,5 su bardağı un
•1 paket vanilya
•yarım paket kabartmatozu
•250gr. damla çikolata

Yapılışı:

1.Çikolata damlacıkları hariç tüm malzemeyi bir kabın içerisine sırası ile boşaltın. Özlü bir hamur yoğurun.
2.Damla çikoltalarını ilave ederek iyice yoğurun. Şekil vermeden parçalar koparıp az yağlı tepsiye dizin.
3.180 derece fırında 20 dk pişirin.
Afiyet olsun =)
Devamını oku...

16 Ekim 2010 Cumartesi

Bileklik



  Bu bilekliği yaparken bu kadar sevimli, cici, hoş olacağını düşünmemiştim =)  Bilekte de çok hoş duruyor, kendisi hediye edildi, sahibi de çok beğendi. İnsanların yüzünü güldürmek, kalplerine hitap etmek çok güzel bir his =)
  Peki siz nasıl buldunuz beğendiniz mi?

 
Devamını oku...

15 Ekim 2010 Cuma

Ağlayan Pasta

  Yılların meşhur ağlayan pastasını ben de yaptım efendim =) Çok da beğenildi. Aslında kek kısmı; ıslak keki biliyorsanız onunla çok benzerlik gösteriyor. Tarifi  çok çok sevdiğim yemek/ pasta sitelerinden olan Yeşil Kivi 'den aldım. O nedenle aynen buraya yazıyorum. Yapmayı düşünenler için kesinlikle çekinmeden yapabilirler enfes oluyor. Şimdiden ellerinize sağlık =)



MALZEMELER:

4 yumurta
1 su bardağı şeker
1 su bardağı un
4 yemek kaşığı süt (hamura)
1 paket kakao (3 yemek kaşığı kullandım)
1 paket vanilya
1 paket kabartma tozu
1 paket hazır çikolata sosu
1 paket kremşanti
1 su bardağı soğuk süt (krem şantinin hazırlanmasına)
1,5 su bardağı süt (piştikten sonra kekin üzerine)


YAPILIŞI:

Öncelikle kekimizi pişirelim. Yumurta ve şekerimizi mikser ile çırpalım. Üzerine un,kakao,kabartma tozu ve vanilyayı ekleyip tekrar çırpalım. Sütümüzü de ilave edip son bir kere daha çırpalım.Dikdörtgen bir borcama karışımımızı döküp 180 derece fırında kekimizi pişirelim ( ben daire şeklinde borcam kullandım). Kekimiz piştikten sonra biraz soğumaya bırakalım.
Kekimiz ılındıktan sonra üzerine 1,5 su bardağı sütümüzü dökelim.
Kremşanti ile 1 su bardağı sütümüzüde çırpıp kekimizin üzerine güzelce yayalım. Buzdolabında en az 3-4 saat bekletelim. çikolatalı sosu tarifine uygun şekilde hazırlayıp kullanacağımız zamana kadar soğutalım…
çikolata sosunu kendiniz hazırlamak isterseniz aşağıdaki tarifi uygulayabilirsiniz.


Çikolata sosu için:

•2 çay bardağı süt
•3/4 çay bardağı tozşeker
•1 tatlı kaşığı nişasta (mısır nişastası kullandım)
•1 çorba kaşığı kakao
•200 gr çikolata

Öncelikle süt ile şekeri birlikte kaynatalım. Küçük bir kapta nişaşta ile kakaoyu az su ile eritelim. Kaynamış sütün içerisine döküp karıştıralım. Üzerine çikolatayı küçük küçük kırıp ilave edelim. Tüm malzemeyi iyice karıştırarak çikolataların erimesini sağlayalım. Piştikten sonra soğutalım.

Servis yaparken pastamızı kesip üzerine sos döküp sunuyoruz.
Devamını oku...

9 Ekim 2010 Cumartesi

Patates Dilimi

   Gözlerim çok hassatsır; küçük bir damla gözyaşı dahi aksa, uykusuz kalsam, çok fazla yorsam hemen şişerler. Doktora da gitmiştim tabi doğal olduğunu söyledi, herneyse bu konuya bir çözüm bulamıyordum. Bir gün arkadaşım çiğ patates dilimlerinin işe yaradığını söyledi. İlk başta pek mantıklı gelmemişti ama denemekten bir zarar gelmez diye düşünmüştüm. Uyguladım, evet, gerçekten çok basit ve işe yarayan bir yöntem bulmuş oldum. Belki çoğu kişi biliyordur, ancak bilmeyen kişilere bir faydası olur diye paylaşmak istedim =)

Patatesler de pek güzelmiş canım =)

Ancak bu yöntemi uygularken dikkat etmeniz gereken bir nokta var; patates dilimlerinin eşit şekilde göz kapaklarınıza temas etmesini sağlayın. Aksi halde sabaha benim gibi bir kenarı şiş diğer kenarı normal gözlerle uyanırsınız =)))
Dilerseniz rendelenmiş patatesleri tülbent içine koyup bunları gözleriniz üzerinde bekleterek de bu yöntemi uygulayabilirsiniz.
Devamını oku...

8 Ekim 2010 Cuma

Sonunda

  Ve sonunda bu şehre de sonbahar geldi... Yılın ilk yağmuru dün gece şiddetli bir şekilde yağdı. Bugün de hava kapalıydı arada bir şerpiştirdi, sıcağın bunaltıcı hissi artık kalmadı. Sıcaklardan kurtulduğumuz için mutluyum ama bulutlu gökyüzü beni daima hüzünlendirir, yağmur ardından toprak kokusu ise geçmiş anılarımı canlandırır. Galiba yaşlanıyorum =)





Not: Fotoğraflar deviantart'tan rain sözcüğü araması sonrasında bulunmuştur.
Devamını oku...

Peynirli Börek

  Normalde peynirli börek ile aram pek iyi olmamasına rağmen, bu böreği afiyetle yedim. Aslında tarifini okuyunca hiç bir özelliğinin olmadığını göreceksiniz. Ben de düşündüm ve " İnsanın elinin lezzeti olması gerek." sözünün gerçekten doğru olduğuna karar verdim. Bu böreği ben yapmadım ki zaten ben genelde ıspanaklı, patatesli vs börek yaparım peyniri pek sevmediğimden =)
  Benim dahi peynirli börek yememi sağlayan lezzetli ellerin sahibi yengem olur =)

Yengoşumun lezzetli ellerini görüyoruz, ayrıca gayet başarılı bir öğretmen elleridir de =)

Gelelim böreğimizin tarifine;
Tepsinizin büyüklüğüne göre 4 veya 5 adet yufka
Peynir
Maydanoz
Süt
Sıvı yağ

Tepsimizin tabanını yağladıktan sonra yufkayı açıp tepsiye seriyoruz. Üzerine süt ve sıvı yağ karışımından fotoğrafta da görüldüğü gibi yayıyoruz. Ardından üzerine 2. yufkayı seriyoruz yine üzerine karışımdan yayıyoruz. 2. yufkanın kenara taşan kısımlarını tepsi içine düzgün biçimde katlayıp alıyoruz her katlayışımızda da karışımdan kaşık yardımı ile döküyoruz. Sonrasında üzerine peynir-maydanozlu harcımızdan serpiştiriyoruz.


Daha sonra 3. yufkayı da seriyoruz, üzerine yeniden karışımdan döküp aynı şekilde taşan kenarları tepsi içine alıyoruz. Tekrar peynirli harçtan koyup 4. yufkayı da seriyoruz. Üzerine karışımdan döküp kenarlarını karışım dökerek içeri alıyoruz.Son olarak en alta serdiğimiz yufkanın kenarlarını da aynı şekilde içeri alıp üzerine karışımdan döktükten sonra çörekotu serpiştirip önceden ısıtılmış ( 190-200'C ) fırında üzeri kızarana dek pişiriyoruz.


Ve afiyetle yiyoruz =) Ellerine sağlık yengoşum =)

Devamını oku...

6 Ekim 2010 Çarşamba

Tutu Eteği

 Bayılıyordum bebeklerdeki bu şirin eteğe, sonunda adını öğrendim Tutu Eteği =) Yapımı da çok kolay...




Çooook şirin =) Yiğenimin (maşallah), cinsiyeti henüz belli olmadı ama eğer kız ise kesin bunlardan yapacağım. Beğendiğim iki tane modeli sizlerle paylaşayım:


Bir tanesi bu =)


Diğeri de bu  =)
Devamını oku...

5 Ekim 2010 Salı

Muhallebili Kurabiye

  Daha önce de bahsettiğim gibi yemek veya pasta yapımı açısından tariflerini tereddütsüz uyguladığım birkaç site var. Bunlardan birisini çoğunuz biliyordur. Hatice hanımın harika sitesi Portakal Ağacı .
  Bu kurabiyeleri de yaptığımda tanesi dahi kalmıyor evde, kapış kapış yeniyor =)



Kurabiye için:


•250gr margarin/tereyağı
•6 su bardağı un
•3 yemek kaşığı kakao
•2 yemek kaşığı toz şeker
•1 çay bardağı yoğurt
•1 paket vanilya
•1 paket kabartma tozu
•1 çay bardağı sıvıyağ

Muhallebi için:

•2 su bardağı süt
•3 yemek kaşığı un
•1 yumurta sarısı
•1 yemek kaşığı tereyağı
•1 su bardağı toz şeker
•1 paket vanilya
•2 yemek kaşığı hindistan cevizi

Hazırlanması:
    Muhallebi için yumurta sarısı ve şekeri çırpıp tencereye alın, un ve süt ekleyip karıştırarak pişirin.
    Kaynamaya başlayınca hindistan cevizi, vanilya ve terayağı koyun. Yağ eriyene kadar kaynatın.
    Hazırladığınız karışımı miksere alıp soğuyana kadar çırpın. Bir süre buzdolabında bekletin.
    Kurabiye için eritilmiş katı yağ, kakao, sıvıyağ, toz şeker yoğurt, vanilya ve kabartma tozunu karıştırın.     Yavaş yavaş un ekleyerek yumuşak bir hamur yapın. Hamuru 20 dakika bekletin.
   Hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar koparıp merdaneyle açın. Açtığınız hamurun içine 1 tatlı kaşığı muhallebi koyup hamuru top şekline getirin. Hamurun birleşme kısmı tepsiye gelecek şekilde dizin. 180C fırında 20 dakika pişirin. Soğuduktan sonra servis yapın.
Devamını oku...

4 Ekim 2010 Pazartesi

Nar (Kuytucak Narı)

   Punica granatum; yani bizim bildiğimiz adı ile nar . Bizim buralarda narlar olgunlaştı artık tezgahlarda da satılıyor, bazen Akdeniz iklimi olmayan bir yerde yaşayamazdım sanırım diyorum =) Kışın dahi 2 veya 3 gün yağmur yağsa ertesi gün kesin güneş çıkıp gülümser bir sabah...
   Adını çok sık duyduğum, Adana ve çevresinde meşhur olan Kuytucak narını fotoğrafladım sizler için. Kırmızı renkte olanları da var ancak ben beyaz (açık pembe) renkte olanları daha çok seviyorum =)


Kuytucak, Adana ilinin Kozan ilçesine bağlı bir köydür. Köyün dört tarafının dağlarla çevrili olmasıyla köy, kuytu şekilde kaldığı için adı "Kuytucak" kalmıştır. Adana iline 97, Kozan ilçesine 27 km uzaklıktadır.


 İri ve sulu taneleri olan nar oldukça tatlı, yani Kuytucak narı olarak duyduğunuzda çekinmeden alabilirsiniz =)
Nardan bu kadar bahsetmişken asıl önemli nokta olan faydalarını yazmadan konuyu kapatmak olmaz :

   Nar meyvesinin yüzde 15′inde karbonhidrat, yüzde 0,8′inde protein, ayrıca B1 ve B2 vitaminleri ile kalsiyum, fosfor ve demir bulunmaktadır. Nar mideyi temizlemekte, deniz tutmasına karşı iyi gelmektedir. Ayrıca nar içindeki zarları ile yendiğinde mide ülserini iyileştirmektedir.

Nar suyu böbrek ve karaciğer hastalıklarına karşı çok faydalı olduğu söylenmekte.
• Nar suyu yüksek tansiyon hastalığının tedavisinde, kalp ağrılarında, basur hastalığının tedavisinde faydalı olmaktadır.
• Böbrek zafiyetine karşı nar suyu içilmesi yararlıdır.
• Nar suyunun harareti giderici özelliği bulunmakta, şeker ve kurdeşen hastalığına iyi gelmektedir.
• Kalbi kuvvetlendiren nar suyu, karaciğer zafiyetini gidermekte, mide iltihabını ve ağrısını geçirmektedir.
• Nar ekşisi şeker hastalarına tavsiye edilmektedir.
• Nar şırasının şekerle hazırlanan şerbetinin idrar söktürücü özelliği vardır.
• Romatizma ağrılarının hissedildiği eklem ve uzuvlara nar şırası sürüldüğünde, ağrı kesici özelliği bulunmaktadır.
• Bayılmalara karşı nar şerbeti içilmelidir. Tatlı nar suyu, ses kısıklığı ve zatürreye karşı şifalıdır.
• Narın meyvesi ve suyunun yanı sıra çiçekleri ve kabuğu da yararlarıdır. Nar çiçeği bağırsak yara ve iltihaplarını iyileştirir. Boyun tutulmasında nar çiçeği lapası boyna konursa şifalı gelir.
• Narın kabuğu çay gibi demlenerek içildiğinde, mide ve bağırsak hastalıkları ile ishal ve dizanteriye karşı oldukça faydalı olmaktadır.
 Meyveyi taze olarak yemeli veya taze sıkılmış suyunu içmeli.


    100 ml nar suyu, yetişkin bir insanın günlük C vitamini gereksiniminin %16’sını karşılar.  Çeşitli diyet ürünlerinde nar özü kullanılmaktadır. Çünkü nar özü şeker, kalori ve katkı malzemeleri içermemektedir.
  Nar meyvesinin kabuğu, ishale karşı (% 15'lik) çay halinde kullanılabilir. Nar, çarpıntıya iyi gelir. Mideyi kuvvetlendirir. Et kısmı ile sıkılıp içilirse, safra söker, pekliği giderir.
    Nar suyu virüs önleyici özelliğinden ötürü diş taşı temizlemede kulanılır. Nardaki tanen maddesinin kalp krizi riskin düşürdüğünü ortaya koyan çalışmalar yapılmaktadır. Nar tohumu yağının, estrojen sentezlenmesini engelleyerek, göğüs kanseri hücrelerinin üremesine karşı etkili olduğu düşünülmektedir.

Kaynak 1
Kaynak 2
Kaynak 3
Devamını oku...

1 Ekim 2010 Cuma

Kolay Pasta


  Bir telefon aldınız misafir gelecek veya tatlı kriziniz tuttu canınız pasta istiyor ve birkaç sokak ötedeki pastanenin pastalarını da pek sevmiyorsunuz. Böyle zamanlar için kurtarıcı dediğim bir pasta tarifi paylaşacağım. Malzemeler az ve yapılışı ne kadar kolay gelirse gelsin tadından kesinlikle emin olabilirsiniz. Bizim ev ahalisi bu pasta servise çıktığı anda kırıntısını dahi bırakmaz =)
  Ben bu pasta ile küçüklüğümde tanıştım, annem yapardı. Aslında çalışan bir anne için çocuklarına yapabileceği en kolay pasta olduğunu şimdi anlıyorum =) Anneee biliyorum ki bu yazımı da okuyacaksın =)
Neyse efendim tarife geçeyim ben :



Malzemeler:

2 paket kakaolu puding
Pasta yapacağınız kabın genişliğine göre yeterli miktarda petibör bisküvi
Üzeri için hindistancevizi veya kremşanti
Puding ve kremşanti tarifindeki miktarlara göre süt
Bir kase su
1 tatlı kaşığı şeker



Yapılışı:

Paket üzerindeki tarife göre puding ve (kremşanti ile süslemeyi tercih ediyorsanız) kremşanti hazırlanır.
Ben derin bir borcam kap kullanmayı tercih ettiğim için 2 paket petibör bisküvi yeterli oldu. Pasta yapılacak kaba öncelikle bisküviler dizilir. Burada önemli olan nokta bisküvileri içerisinde 1 tatlı kaşığı şeker erittiğimiz 1 kase suya batırıp çıkararak dizmemiz.(Şekerli suya batırırken uzun süre tutmayın, bisküviler erir) Sonrasında; dizilen bisküvilerin üzerini kapatmaya yeterli miktarda puding döküyoruz, Ardından yeniden bisküvileri diziyoruz. Bu işleme pastanın üst kısmında puding olacak şekilde devam ediyoruz. Ben genelde 4 sıra bisküvi dizdikten sonra bitiriyorum, yeterli oluyor.
Son olarak üzerini dilerseniz hindistancevizi ile dilerseniz benim yaptığım gibi kremşanti ile süsleyebilirsiniz. Buzdolabında puding donana dek bekletiyoruz. Afiyet olsun =)

Acele ile yaptığım çok mu belli oluyor =) Bu dilimi de zor kurtardım fotoğraflayabilmek için, kalmıyordu =)
Devamını oku...