6 Ocak 2011 Perşembe

Mor Menekşe


    "Bir mahsun mor menekşe ağlıyor mu ne" =) Konu başlığına mor menekşe yazınca doğal olarak da bu şarkı dolandı dilime. Çocukken annemin menekşeler ve diğer çiçeklerimiz ile konuştuğunu gördüğümde " Onlar duymaz ki anlamaz ki neden konuşuyor ne anlatıyor annem" derdim. Tabi sonraları anladım neden konuştuğunu.
    Belki rastlayanınız olmuştur, kendisine güzel sözler söylenen su ile, kötü sözler söylenen su dondurulduğunda oluşan buz kristallerinde bariz farklar görülmüştür. Bu kısımda gerçekten çok ilginç ve önemli bulduğum bir noktayı sizlerle paylaşmak istiyorum. Bu nedenle şurada okuduğum yazıyı eklemek istiyorum.(Yine aynı adresteki videoyu da izlemenizi tavsiye ederim çok ilginç.) Uzun bir yazı olmasına karşın düşüncelerinizi pozitif yönde değiştireceği açısından garanti verebilirim =) O yüzden biraz sabır ile okumanızı rica edeceğim...
SU
  "İnsan değerli bir varlıktır, fakat bir o kadar da değerini bilmeyen ve kendini tanımaktan ürken bir varlık.
İnsan olarak karmaşık bir ortamda yaşam savaşı veriyoruz. Doğaya uyum sağlamak bir yana, basit çıkarlar uğruna dünyaya ve kendimize zarar vermeyi sürdürüyoruz. Bu kısır döngüden kurtulmanın tek yolu, birey olarak önce kendimizi tanımak, sonra doğaya, topluma saygı ve sevgi göstermek olmalıdır.
"Tüm bunların su ile ilgisi nedir” demeyin. “Evrenin ve yaşamın sırlarını çözmenin anahtarını bulmak istiyorsak, önce sudan oluşan varlıklar olduğumuzu kabul etmek zorundayız.
İlk olarak fizik yapımızı ele alalım.
Bedenimizin ortalama yüzde yetmişi sudan oluşur. Eğer yeni doğmuş bir bebeği dikkate alırsak, bedeninin yüzde doksanı sudur. Su yaşamımızla öylesine iç içedir ki; şayet bir kişi sağlıklı ve mutlu bir yaşam sürdürmek istiyorsa, bedenindeki suyu saflaştırmak zorundadır.
Akarsular nasıl ki saf kalmayı başarıyorsa, bizler de bedenimizdeki suyun sirkülasyonunu sağlamak zorundayız. Çünkü durgun su ölüdür.
    Vücudun günlük kaybettiği su gereksinimini karşılamak için, uzmanlar normal bir insanın günde 6-8 bardak su içmesi gerektiğini belirtmektedir.

SU KRİSTALLERİ
Su konusunda geniş bir araştırma yapan Japon araştırmacı “Masaru Emoto,” uzun araştırmalar sonucu, donmuş su kristallerinin resimlerini çekmeyi başarmıştır. Emoto, su kristallerinin nasıl farklı şekillerde davrandığını, yüksek tepelerden hızla aşağıya akarken, bazen korkutucu bazen de büyüleyici bir yapı göstermesine karşın, temiz dağ suyunun berrak ve düzgün kristal yapıları içerdiğini tespit etti.
Ayrıca, çocukları su ile konuşturarak, su kristallerinin verdiği tepkileri gözler önüne serdi.
Emoto, yaptığı sayısız deneyler sonunda, suyun sadece iyi ve kötü bilgileri , müzik ve sözleri değil, hisleri ve bilinçaltını da kaydettiğini ortaya çıkardı. Su ne kadar sevgi, duygusal sözler ve müzikle karşılaşırsa, altıgen kristal yapısı o denli güzel ve düzgün olmaktadır.
   Örneğin çekilen fotoğrafların birinde suyun yanında, şeytandan söz edilmişse, kristaller karmaşık bir biçime girerken, güzel sözlerle dua edilen bir su içinde, estetik yapısı mükemmel bir altıgen ortaya çıkıyor.
  Konunun bir başka yanı; suya Beethoven’ın bir eseri dinletildiğinde, su çok güzel kristaller oluşturuyor, fakat senden hoşlanmıyorum dendiğinde, ya da, metal müzik benzeri, bir parça dinlettiğinizde, çok karmaşık bir kristal oluşturuyor.
   Kulağımızın genellikle 15 Hertz ile 20.000 Hertz arasındaki frekansları duyma yeteneğine sahip olduğunu biliyoruz. Hertz: Uluslar arası bir birimdir ve tekrarlanan ses dalgalarının bir saniyedeki devir sayısını gösterir. Fakat doğada, bütün frekansları duyabilen usta bir dinleyici vardır: Su.
Karşı çıkacak olanlara şunu sorarım:
Kristal oluşumu neden müzikten etkileniyor?
Neden söylenen kötü ve iyi sözler farklı kristaller oluşturuyor?
Bu sözlerin cevabı; her şeyin aslında bir titreşim olduğu gerçeğinde yatıyor. Hayatta organik canlılığı oluşturan elementlerin % 95 i su, % 5 i kuru maddedir. (Karbon kökenli)
Suyun nakletme özelliği vardır. İşlenen elektronları gereken yerlere taşır. Su taşıyıcıdır. ( örnek verecek olursak kuru bir tahta parçası elektriği iletmez, ancak ıslandığı zaman iletken bir hal alır yani, su elektronları vasıtası ile iletimi sağlar.)
   Ne zaman bir bilim insanı deneysel bulgularla bilim çevrelerinin karşısına çıksa, hep aynı tepkiyle karşılaşır, reddedilir.
Emoto bunu bildiği için, suyun bilgiyi hafızasına kaydettiğine dair fiziksel bir kanıtın nasıl bulunabileceğini düşünmeye başlar.
Düşüncenin bir enerji yayını olduğunu, düşüncelerimize bir imaj yüklediğimiz zaman bu imajın gerçekleşme olasılığının olduğunu biliyoruz. Ünlü bilimci bunu yaparak zihninin ve ruhsal yapısının kapılarını açmış oldu.
Bir süre sonra eline aldığı bir kitapta şu cümle ile karşılaşır: “ Hiç bir kar kristali, bir diğerinin aynısı değildir.”
Bu bilgi kendisi için yeni değildir ancak, yaptığı çağrışım çok farklı anlamlar içeriyordur.
  Hemen mesajı alır ve aklında bir fikir oluşur: Şayet suyu dondurup kristallere bakabilirsem, her kristalin benzersiz olduğunu göreceğim der. Emoto aklına gelen fikri uygulamaya geçiren bir kişiliğe sahip olduğu için, aynı şirkette çalışan araştırmacı bir arkadaşını arayarak ona, kimsenin hakkında hiçbir şey bilmediği tamamen bakir bir alanda araştırma yapacağını söyler.Uğraşlarının karşılığını alacağı garantisi olmamasına karşın, içinde en küçük bir şüphe bile yoktur. Deneylerinin başarılı olacağına emindir. Önce hassas bir mikrofon kiralayarak buzluğundaki donmuş buz kristallerini incelemeye başlar. Buzlar oda sıcaklığında eridiği için buz kristallerinin resimlerini çekemezler. İki ay süren bir deney sonucu nihayet ilk fotoğrafı elde etmeyi başarırlar.
“ Su bize güzeller güzeli altıgen bir kristalin fotoğrafını hediye etti “ diyor Emoto.
  Buz kristallerini fotoğraflama çabaları devam ederken Emoto’nun genç arkadaşı kendisine farklı bir öneri sunar: “ Suya müzik dinlettiğimizde neler olacağına bir bakalım “  Bu öneriye sıcak bakan bilimci arkadaşıyla birlikte hemen uygulamaya geçer. Çeşitli denemeler sonucu düz bir platform üzerine iki hoparlör yerleştirip, ortaya da bir şişe su koyarlar ve sesi de normal müzik dinlenecek düzeyde açarlar.
Önce eczaneden aldıkları damıtılmış suyla yaptıkları deney onları mutlulukta şaşkına çevirir.  Beethoven’in senfonisi son derece iyi biçimlenmiş harikulade bir kristal vermiştir. Mozart’ın 40. Senfoni’si de son derece zarif bir kristal verir.  Bu etkileyici sonuçlara rağmen değişik deneyeler yapmaya karar verirler.
Bir kağıt üzerine “Teşekkürler” ya da “Aptal” gibi bir sözcük yazıp kağıdı su dolu şişeye sararak, suyun vereceği tepkiyi öğrenmek isterler.
    Suyun bu kelimeleri okuyup anlamını kavraması ve buna uygun tepki vermesini beklemek mantıklı bir düşünce gibi görünmemesine karşın, sonuç şaşırtıcıydı: Su, “Teşekkürler” yazısına son derece güzel bir kristalle tepki vermişti. Aptal kelimesi de, tıpkı metal müzikte olduğu gibi biçimsiz gizemliydi., parçalı kristaller vermişti.

 

Sonuç olarak; çok basit ve önemsiz gibi görünen kelimelerin bir su molekülünü , su kristallerini dahi nasıl etkilediğini yukarıdaki fotoğraftan açıkça görebiliriz. Ve insan vücudunun da 2/3 oranında sudan oluştuğu göz önüne alındığında; söylediğimiz her kötü sözün karşımızdaki kişiyi, duyduğumuz her kötü sözün bizi, hatta ve hatta duymamıza gerek dahi yok, kendi kendimize, içimizde beynimizde, bilinçaltımızda  sakladığımız, düşündüğümüz olumsuz, negatif düşüncelerin, sözlerin bizleri ne denli etkileyeceğini izah edebildim mi bilmiyorum.
Hep derler ya kötü şeyler düşünmeyin pozitif olun, pozitif kelimeler kullanın , evrendeki negatif enerjiyi çağırmayın ya da hasta olan kişilere en önemli şey moral (yani güzel şeyler düşünmek pozitif olmak) derler, işte herşeyin temelinde aslında bu durum var.
Güzel kelimeler ve pozitif düşünceler ile sağlıklı ve mutlu bir hayat sürmek varken, neden tersini seçelim ki ?
Bu yazıyı okuyan güzel kalpli insan, bana zaman ayırdığın için teşekkür ederim =)

9 yorum :

  1. çok güzel yazmışsın ben teşekkür ederim.mor menekşen çok güzel olmuş.bende kaktüsleri ço seviyorum.onlarla konuşuyorum.evim kaktüsle dolu

    YanıtlaSil
  2. Çok ilginç ve değerli bir yazı, yani broşunda güzel ama okuduğum beni daha çok etkiledi. Teşekkürler, sevgiler.

    YanıtlaSil
  3. biz sana teşekkür ederiz canım
    bende piyanist bir hanımdan dinlemiş ve cok şaşırmıştım.
    emegine ve yüregine saglık
    sevgilerimle....

    YanıtlaSil
  4. Mekila paylaşımın için teşekkürler canım:)çok güzel bir yazı..

    Broşunda harika,sen bu keçe olayını çok sevdin:)

    YanıtlaSil
  5. bu kitabı okumustum, bana tekrar hatırlattınız
    su içerken güzel seyler düşünmeye gayret ederim, bana faydalı olsun dye. Bir de insan vucudun coğunun su olduğunu dusunursek, koto sözlerin, bakısların bize nsl zarar verdiğini sağlığımızı etkilediğini anlayabiliriz. ..

    YanıtlaSil
  6. menekşe çok güzel olmuş

    YanıtlaSil
  7. Özlemce: Çok teşekkür ederim canım, kaktüsleri ben de çok severim özellikle minyatür olanları =)

    Hobibox: Evet yazı ben de okuduğumda çok etkilemişti o nedenle paylaşmak istedim =)

    Selinka: =) çok teşekkürler

    Nisamu: Teşekkür ederim canım, evet çok sevdim keçe olayını =)

    Aysun Karaalioğlu: Sadece su içerken değil her daim pozitif olmalıyız sonuçta su sadece bardağımızda değil tüm bedenimizde bulunmakta değil mi =)

    Ada ve Deniz: Çok teşekkür ederim =)

    YanıtlaSil
  8. merhaba bloğunuzu yeni gördüm(geç oldu biraz amam)yaptıklarınız çok güzel çok beğendim ve bana orjinal geldi.Çünkü herkes birbirinin aynısı şeyler yapıyor:)
    bu arada resimlerinize niye isim yazmıyorsunuz sonra resimlerinizi istemediğiniz yerlerde görmeyin.Eğer isterseniz fotoshop programı adı verebilirim
    bu arada bende kova burcuyum bilmem belki de bu durum çekmiştir buraya gelmemi:)
    su ile yazdıklarınıza gelince daha önce yapılan bu araştırmayı duymuştum ve çok etlilenmiştim
    ellerinize sağlık

    YanıtlaSil
  9. okumuştum geçen yıl bu kitabı etkilenmiştim...
    nede olsa bedenimizin tamamına yakını su ve bu nedenle iletişimde kurduğumuz cimlelerin çok önemi var

    YanıtlaSil

1yorum = 1tebesüm, yorumun için teşekkür ederim, beni çok mutlu ettin =)
Google hesabınız yok ise, yorum yapmak için Adı/URL kısmını seçip yorumunuzu bırakabilirsiniz =)