21 Aralık 2011 Çarşamba

Selülitiniz Varsa, Siz ...

Bir haftadan uzun süredir fırsat bulup da hakkında yazmak istediğim bir konu vardı; selülit =) Şimdi
" Eee ne var bunda bilindik bir şey , herkes konuşuyor yazıyor bunu"
diyebilirsiniz. Ancak geçenlerde (13 Aralık 2011'de) Okan Bayülgen'in Muhallebi Kralı adlı programını keyifle izledim ve çok beğendim. Biraz geç bir saatte yayınlandığı için veya rastlamadığı için aranızda izleyemeyenler olabileceğini ve orada konuşulanların bilinmesi gerektiğini düşünerek sizlerle paylaşmak istedim.
Konu selülit olunca bu alanda uzman kişilerdi konukları (doktor, estetisyen, cilt bakım uzmanı ...vs) ve gerçekten güzel, önemli noktalara değinmişlerdi.
Selüliti "yağ dokusunun kanlanmasındaki bozukluk" olarak niteliyordu doktor. Ve bunun büyük oranda genetik - hormonal, küçük oranda da beslenme, yaşam tarzı gibi nedenlere bağlı olduğunu söylüyordu. Üzerine bastırarak belirttiği bir diğer nokta ise "selülit tedavisi" gibi bir durumun söz konusu olmadığı, en son teknolojik makinelerin, kremlerin vs.lerin kullanılsa dahi yapabileceği en iyi şeyin "geçici selülit azaltılması" olacağıydı. Yani tedavi gibi bir durum yokmuş, sıfırlanamazmış. Bu durumda yapılması gereken şey selüit varsa bunu kabul etmek ve tamamen yok olmayacağını bilmektir =)
"Tamam kabul edeyim ama çok kötü görünüyor, hiç mi çaresi yok?"
veya 
"Henüz o kadar kötü değil ama böyle giderse canımı sıkacak gibi görünüyor" 
diyebilirsiniz.
Kesin çözümü yok ancak görünümünde düzeltme sağlanabilmekte.
Programdaki uzmanların söylediğine göre selülit kremleri bir çözüm değilmiş, çözüm oluyor gibi görünüyorsa da orada asıl etki eden kremin sürülüşü sırasında bölgeye yapılan mekanik masaj ile bölgedeki kılıcal damarlarda kan dolaşımını hızlandırmakmış. Yani bir sürü paralar döküp kremler alınmasındansa cilde iyi gelen doğal bir bitki yağı ile aynı şekilde masaj yapmak daha mantıklıymış ya da en basiti hamama gidip keselenin bile dediler  =)


Bu noktada ise; size iyi bir kabak lifi ile duşta sıcak su eşliğinde selülitli bölgeye keseleme (masaj) fikrini öneririm =) Ardından aynı bölgeye ilkine göre daha soğuk bir su tutulması da kan dolaşımını hızlandırmak açısından yararlı olacaktır.
Selülitin hormonal genetik gibi nedenlerinin dışında diğer oluşum sebeplerini ise; çok fazla alkol, sigara ve kahve tüketmek, uzun süre hareketsiz kalmak (ki ofiste oturarak çalışanlar için bu kaçınılmaz bir durum),çok dar kıyafetler ve şaşıracaksınız belki ama uzun süre topuklu ayakkabı giymek olarak belirtiyorlar. Kahve derken, 4'ü 5'i bir arada şekildeki instant kahvelerden, kremalı bol şekerli kahvelerden söz edilmekte. Diğer taneli veya filtre kahvelerin, Türk kahvesinin bir zararı bulunmamakta. Ancak o da belli bir miktara ( günde 4 -5 fincana dek) kadar zararsız. Hatta sabahları günde 1 fincan Türk kahvesinin sağlık açısından oldukça yararlı olduğu söylenmekte, örneğin kahve alzheimer oluşma riskini yüzde 50 oranında azaltıyormuş.


Peki ne yapmalı? En başta stresten olabildiğince uzak durulması gerekmekte, ve mümkün olduğu kadar topuklu ayakkabılardan kaçınılmalı. Su tüketiminin vücut ihtiyacı doğrultusunda yeterli bollukta olması, tuz tüketiminin azaltılması, spor ve tabi ki sağlıklı beslenme. Selülitin oluşumunu azaltmada ve oluşmuş olan selülitlerin görünümünde düzelmeye yardımcı olan bazı besinlerden de bahsedildi programda. Mesela zencefil ; deri altındaki yağ hücrelerinde biriken toksinlerin atılmasına, zayıf kan dolaşımını hızlandırmada güçlendirmede yararlıymış. Yazını başında da belirtmiştim, yağ dokusu gerekli biçimde kanlanmazsa selülit oluşmaktaydı. İşte zencefil kan dolaşımına yardımcı oluyormuş. Bir diğer besin ise kuşkonmaz ; folik asit içermekteymiş, selülite neden olan stresi azaltmaya yardımcıymış. Yağlı balık tüketmek ise cilde esneklik katması ve şişkinliği gidermesi bakımından etkiliymiş. Ispanak tarzı koyu yeşil olan sebzeler de beslenmemizde bulunması gerekenlerden. ( Hatta pişmediği için besin değeri de kaybolmayan hali ile nefis bir ıspanak salatası tarifi verebilirim =) ) Muz tüketimi ise su tutumunu azaltmaya yardımcıymış, bildiğiniz gibi tuz da vücutta fazla su tutulmasına ve şişkinlik oluşumuna nedendir. Bu sebeple tuz tüketimini azaltmanız da önemli bir unsur. Ki ben bu konuda oldukça zorlandım, ancak ilk iş olarak yemeklerde sofraya tuz koyulmamasını istemekle başladım. Çünkü sofrada tuz bulunduğunda bir çoğumuz yemeğin tadına dahi bakmadan hemen tuz atarız.  Ve avakado ise cildi taze, esnek tutmak açısından tüketilmesi gereken bir besinmiş. 
Spor yapmanın nasıl bir etkisi var derseniz doktor şu şekilde anlatıyor; "Kalbin kan pompalamada olduğu gibi kanı toplamada etkisi yoktur, kanı toplar damarlar toplar. Hareketsiz olunduğunda bu damarlar görevlerini yerine getirmekte zorlanır. Yürüyüş yapıldığında, adım attığımızda, kaslar ve hareket, damarlara yardımcı olur ve kanın toplanmasını sağlar, dolaşım hızlanır ve böylece yağlı doku da kanla iyi beslenmiş olur." 
Programda konuşulan ve yüzümde büyük bir tebessüm oluşturan ayrıca hepinizin gerçekten hoşuna gideceğini düşündüğüm konu ise şu; "Selülitiniz varsa siz, dişi bir kadınsınız." demektir. İlk duyduğumda ben de garipsedim ancak gerçek bu =) 
Şöyle ki; selülit oluşumunda büyük bir etken olarak östrojen yeralmaktaymış, yani, dişilik, kadınlık hormonu =) Ve o sırada izleyicilerden gelen bir soru şöyleydi "Rus veya kuzey kadınlarında neden selülit az, yok?" bu durumda doktorun yorumu ise "Kuzey ırkları 30 yaşından sonra ağır bozulmalar yaşamakta."şeklinde oldu. Ve diğer konuklar ise, Akdeniz  yani güney ırklarının daha selülitli yani daha östrojenli olduğu şeklinde yorum yaptılar. 

William Etty Candaules King of Lydia

Ve geçen bir diğer konu ise kadın güzelliğinin eskiden sanatta nasıl tasvir edildiği ile alakalı idi. Güzel kadının en iyi şekilde anlatıldığı tablolardan biri olan William Etty'nin Candules King Of Lydia  adlı eserinde selülitin bariz bir şekilde göründüğü üzerinde duruldu. Daha bir çok tabloda kadınların balık etli hafif göbekli bir şekilde resmedildiği gösterilerek, doğurgan ve gerçek güzellikte kadınların önceleri bu şekilde tercih edildiğinden bahsedildi. Hatta o zamanlarda balık etli, selülitli olmak zenginlik ve yüksek statü simgesiymiş. Zengin olan kişiler dilediklerini yiyor ve gidecekleri yere uşakları tarafından taşınıyorlarmış. Ve o sırada Okan Bayülgen gerçekten hoşuma giden bir yorum yaptı "Podyumda yürüyen modellere -İşte doğuracak kadın- diye bakılır mı, kim bakar, onlara elbiseyi iyi taşıyor, iyi askı denilir" dedi =)
Kadınların balık etli, selülitleri ile beğenildiği o zamanlara geri dönüş olmayacağı, kozmetik tüketimi, alış veriş açısından kadınların stres içerisinde çılgına dönecekleri bu dönemin hayli uzun süreceği kesin. 
Ama olsun, selülitlerin kadın olmanın doğasında olduğunu bilin ve buna göre kendinizle barışık olun en önemlisi de bu =)

13 yorum :

  1. sellülit için kullanmadığım krem kalmamıştır heralde, spora bile gittim ve artık mücadele etmeyi bıraktım:)))

    YanıtlaSil
  2. çok güzel bi paylaşım. çünkü dediğin gibi aslında masaj en önemlisi. muhabbet kralını izleyip ne güzel gelip bize aktarmışsın bayıldım valla. dur ben bi kese aliyim :p

    YanıtlaSil
  3. haha süper bi konu :) barısıgız biz onlarla :) cünkü işim dolayısıyla hep oturuyorum naapsınlar ayrılamıyorlar onlar benden :P özellikle masa başında calısmaya basladıgımdan beri artıyor önceden hiiç yoktu diyebilirim tabi oturmuyordum aksama kadar hareketliydim :) cünkü cok zayıf olanlarda da olduguna sahit oldum kilo ile alakası yok hareket etme ile alakası cok:)

    YanıtlaSil
  4. selülitsiz kadın varmıki:)))))

    YanıtlaSil
  5. Hemen hemen tüm kadınların ortak derdi sağol canım:)

    YanıtlaSil
  6. noblesse: di mi ama zorlamanın ne alemi var sağlıklı beslenip spor yapmalı gerisi işkence zaten =9

    mia wallace: masaj en iyisi =) kese alalım tabi hatta hediye edelim =)

    essu: mecburi bir oluşum oturarak çalışanlar için =( evet zayıflıkla alakası yok .

    03belinda: yok kiii =)

    ikiz annesi: evet ne yazık ki =(

    YanıtlaSil
  7. ne güzel aktarmışsın bende üzülüyordum iyi oldu bu konu parmaklarına sağlık onlara pırlantalar:))

    YanıtlaSil
  8. Az olsun güç olmasın...Smolensk popo altında bir iki dalga yeter ama yoooo otur ye tuzu bas 1yilda bile artıyor...sınırlanmasa bile görünümünün düzelmesi yeter 3. Derece iken 2ye düşse kötü mü?banyoda kese yaparım buz gibi su ardından.sonra gene ilik üstünmeyelim çıkar çıkmaz kurulanmam hemen bebek yağı sürerim 2 dk sonra kurulanının bir daha bebek yağı...Scrup lar ve bebek yağı muhteşem...protein yeşillik ve turunc tüketmenin faydasını gördüm...Dr murad in kitabı cok iyi yönlendirdi beni...

    YanıtlaSil
  9. sema: ayyy ne güzel bir dilek buuu teşekkür ederim canım =)

    coco-jelly: evet görünümü düzelsin yeter merak ettim şimdi o kitabı =)

    YanıtlaSil
  10. Harika bir yazı Mekila. Eline sağlık.
    Selülitler konusunda biraz da olsa iyi hissetmemi sağladı :)

    YanıtlaSil
  11. Okan bayülgeni elimden geldiğince takip ederim ama bunu kaçırmışım.
    Sihirli kelimeyi yazmışsın zaten;
    kendinle barışık olmak..geri kalan her şey anlamını yitiriyor o olunca..Ahh neden biz bu devire düştük ki, balık etlerimizle mutlu mesut yaşardık :))

    YanıtlaSil
  12. Derya özbey: ben de öyle düşünüyordum ama her devrin bir zorluğu var işte, en güzeli dediğimiz gibi kendinle barışık olmak =)

    YanıtlaSil
  13. yeni haberleri okudunuz mu..ruslarda senin selülit yok..sır çözüldü diye frozen ice therapy diye bir üründen bahsediliyor..bu aralar donarak zayıflama kabinleri çok konuşuluyor buda rusya dan gelmiş deniliyor..kullanan veya detaylı bilgisi olan var mı

    YanıtlaSil

1yorum = 1tebesüm, yorumun için teşekkür ederim, beni çok mutlu ettin =)
Google hesabınız yok ise, yorum yapmak için Adı/URL kısmını seçip yorumunuzu bırakabilirsiniz =)