31 Temmuz 2011 Pazar

Keyif

   Terasta manzaraya karşı oturmuş, bu postu yazarken, evimizin önünden; boynunda çanları ile bir koyun sürüsü geçiyor =) Gözüm ekranda olduğu için de kulağıma gelen bu ses; küçükken izlediğim Heidi çizgifilminin içindeymişim gibi hissettirdi bana kendimi. Okuduğum ve duyduğum kadarıyla Türkiye'de her yer çok sıcak, Adana'nın sıcağından da zaten ara ara sizlere bahsediyordum. İşte bu bunaltıcı boğucu yorucu bıktırıcı sıcaktan kaçmak için yaylaya çıktık. Buralarda bile sıcak hissediliyor ki şaşkınlık içinde herkes, kimbilir aşağıdaki şehirlerde durum nicedir diye. Fakat bir hafta daha işimiz var Adana'da, yani geri dönmemiz gerekiyor ama sonrasında yine kaçacağız inşallah. Bu arada artık yaylada da internet bağlantımız var, yani tatildeyim diyerek sizlerden uzun uzadıya ayrı kalmama gerek yok.
   Ramazan da geldi ya hani, buralarda pek bir güzel geçer. Yüzünüze esen serin rüzgarla, kuş sesleri ve doğanın güzel manzarası eşliğinde kitap okumak ayrı bir tat. Yeni bir kitaba başladım ancak öyle heyecanlı ki elimden bırakamaz oldum. Gün içinde başka işler yapsam da, film gibi sanki, ben okumazsam olaylar akıp geçecek ve öğrenemeyeceğim diye endişe duyuyorum =)


Kitap, gerçek bir hayat hikayesinden esinlenerek yazıldığı için, okurken daha bir merak uyandırıyor insanda. Kadınların iç dünyasına bu denli tercüman olan cümlelerin bir erkeğin kaleminden döküldüğünü düşününce, yazarı tekrar tekrar tebrik etmek istiyor insan. Kitabı henüz bitirmedim ancak buna rağmen gerçekten etkilenmiş durumdayım. Okumak isteyenlere tavsiye edebilirim yani =) 
Ve, Mekila'nın Gezegeni 'nin 1. Doğum Gününü kutlayan tüm dostlarıma, arkadaşlarıma, hepinize çok çok teşekkür ederim.
Devamını oku...

29 Temmuz 2011 Cuma

1 Yaşındayııııım

    Tam bir yıl önce, bugün, "Merhaba" dedi Mekila'nın Gezegeni . Su gibi akıp giden bu süre içerisinde bir çok şey paylaştım sizlerle, gezegenime dair. Önceleri çok yabancı olduğum, biraz da karışık gibi görünen blog aleminin, aslında; renkli, huzur verici ve dost canlısı olduğunu anladım =) Bir çok arkadaş ve dost edinip, gezegenimde birer ev hediye ettim bu güzel yüreklere; diledikleri zaman gelip gönüllerince kalsınlar, iki çift tatlı sohbet bıraksınlar diye.


1 yıl boyunca beni yalnız bırakmadan yanımda yürüyen, tatlı sözlerini paylaşıp; sıcak kalplerini, kendi dünyalarını açan herkese çok çok çok teşekkür ederim. Hepinizi çok seviyorum =)
Devamını oku...

27 Temmuz 2011 Çarşamba

Kına Kurabiyeleri

  4 gündür sesim soluğum çıkmıyor =) Artık tanıyanlar biliyor ki; uzun bir süre yeni post yayınlamadığım zamanlar; ya yaylamıza gitmişimdir, ya rahatsızımdır, ya da yeni bir şeyler üzerinde çalışıyorumdur. Bu durumlar dışında kesinlikle blogumu güncel tutmaktan yanayım, sürekli yeni konular paylaşmaktan. Bu defaki sessizliğimde ise kitaplar yazılar okudum, sordum araştırdım vs. Bütün bunları epeydir aklımda olan bir proje için yaptım. Çoğunuzun bildiği şeker hamurlu süslemelere ben de hayranlık duyuyor uygun zamanı ve koşulları bekliyordum. Sonunda gerekli malzemeleri de temin edip ilk çalışmamı yaptım =) Aslında deneme amaçlı ev ahalisine kurabiye yapacaktım ancak canım kuzeninim kınasının yaklaştığını ve ona kendi tarzımda bir hediye vermek istediğim için, bu kına kurabiyeleri ortaya çıktı.


Tabi ki kurabiye çalışmalarım burada kalmayacak. Dileyenlere sipariş ile özel ve mutlu günleri için cici kurabiyeler hazırlayacağım. Fakat bu siparişler şimdilik Adana için geçerli. Eğer Adana'da ikamet ediyorsanız ve ev yapımı size özel kurabiyeler isterseniz iletişime geçeceğiniz adresimi biliyorsunuz: mekilaningezegeni@gmail.com


" Görkem'im ömür boyu mutluluklar dilerim, tebrik ederim canım =) "
Devamını oku...

23 Temmuz 2011 Cumartesi

Gerçek İncir Reçeli =)


Bu nasıl başlık demeyiniz efendim, mecbur kaldım, bu aralar İncir Reçeli adlı filmden çoğu kişi epeyce bahsetti blogunda. Sadece İncir Reçeli yazsaydım, benim de film hakkında bir şeyler söyleyeceğimi düşünebilirdiniz =) Ama ben, bildiğiniz, incir meyvesinin reçelinden bahsedeceğim =)
İnciri pek sevmem, "Ayyy şimdi olsaydı da yesem" demem yani =) "Aaaa incir de sevilmez miymiş" diyen canım annem, o çok sevdiği meyvenin mis gibi bir de reçelini yaptı yaklaşık bir hafta önce, yeni yeni iyileşebildiğim için, sizlerle paylaşmaya ancak fırsat bulabildim.
Ramazan yaklaşırken reçelleri hazırlamak iyi olur değil mi, incir reçelinin tarifinden sonra, inşallah bir reçel tarifi daha paylaşacağım sizlerle.

Malzemeler:
40 adet incir
1,5 kg şeker
1 lt su
1 - 2 damla limon suyu
1 adet kürdan

Bu incir reçeli çok kolay ve çabuk hazırlanıyor, diğer tariflerdeki gibi acısını almak gibi işlemlerle uğraşmanıza gerek yok. Hatta incirleri dalından toplamanıza dahi gerek yok =) Gereken tek şey bir incir ağacı. Ağacı bulduktan sonra, altında şööööyle bir gezinip daha olgunlaşamadan dalından düşmüş temiz incirleri arıyorsunuz, yani dibine düşmüş ham incirler.

Yapılışı:
Topladığımız 40 adet inciri 7 - 8 defa bol su ile iyice yıkıyoruz. Saplarını fazla kısaltmadan,deforme olmuş yerlerini ince bir kesit ile temizliyoruz. Sonrasında incirlerin içine şekeri iyice çekmesini sağlamak için, incirin diğer tarafındaki baş kısmı (sap kısmı değil) bir bıçak yardımı ile oyularak çıkartılır. İncirleri kesinlikle soymuyoruz, kabuğu ile kullanıyoruz. Soğuk su koyduğunuz tencereye incirleri ilave ederek 10- 15 dakika kaynatılır. Bir kürdanı incirlere batırıp havaya kaldırdığımızda, incir kürdandan düşüyorsa pişmişler demektir. Pişen incirleri hemen soğuk su dolu bir kaba alıyoruz.

İncirler soğuduktan sonra hepsini tek tek sıkıp suyunu süzdürüyoruz. "Aaaa boşa gitti incirler, eyvah içi dışına çıktı, mahvoldu emekler" demenize gerek yok, zira suyunu sıktıktan sonra incirler yukarıdaki fotoğrafta olduğu gibi görünecek =) Merak etmeyin şerbetin içerisine atıldığında eski dobuşuk hallerine dönüyorlar =)
Suyu sıkılan incirleri bir kenarda bekletiyoruz ve 1 litre suda, 1,5 kg şekeri eritip kaynattıktan sonra incirleri içerisine atıyoruz. Altın sarısı renk alıp incirler güzelce şiştikten sonra da bir iki damla limon suyu ilave ediyoruz.1- 2 taşım daha kaynatıyoruz. Ardından kavanoza dolduruyoruz reçeli, ağzını sıkıca kapatıp  ters çevirip soğuyana dek bekletiyoruz. Soğuduktan sonra gölge ve serin bir yerde muhafaza ediyoruz.


Bu reçelin şerbetinin kıvamını tercihinize göre ayarlayabilirsiniz. Eğer şerbeti çok sıvı gelirse incirleri çıkarıp, şerbeti daha koyu olana dek kaynatabilir, ardından tekrar ekleyebilirsiniz. Seviyorsanız tarçın veya karanfil de koyabilirsiniz.
 Annem reçelden öte daha çok tatlı gibi olduğunu söylüyor, artık siz hangi düşünce ile tüketirsiniz bu lezzeti, bilemem =)
Devamını oku...

22 Temmuz 2011 Cuma

Güzel Haberler

    İki gündür, bir arkadaşımın tavsiye ettiği diş doktoruna gidip, çekilen yirmilik dişimin gerekli tedavi ve kontrolünü yaptırıyorum. Kendi diş doktorum vardı, evet ancak çekilmeden önce dişimi gösterdiğimde bu operasyonu bir çene cerrahının yapması gerektiğini söylemişti. Biz de en iyisini tam teşekküllü bir hastane yapar diyip o hastanenin çene cerrahına gittik. Muayeneye diye gitmiştim ki hemen çekim yapılmıştı biliyorsunuz konuyu daha önce anlatmıştım. Sonrasında üzerinden 15 gün geçmesine rağmen azalmayan hatta ağrıdan ağlatan acılar yaşattı bu operasyon bana. Doğal olarak çekimi yapan hastaneye gittim ancak,cerrah izne ayrılmıştı ve başka bir doktor baktığında perikoronit (dişin etrafındaki keseyle beraber olan bir iltihap) teşhisi koymuş; antibiyotik, gargara ve ağrı kesici vermişti. İlaçları kullanmama rağmen bir değişiklik olmayınca kendi diş doktoruma ulaşmaya çalıştım, ancak sanırım tatile çıkmış =) Doktorlar tatil yapmasın benceeee =) Şaka bir yana bu vesile ile çok iyi bir doktor ile tanışma şansım oldu. Her işte bir hayır vardır ne de olsa =)


Çok iyi bir doktor deme nedenim, daha dişimi görmeden sorunun ne olduğunu tahmin edip bana harika bir şekilde izah etmesi ve tahmin ettiği sorunun doğru çıkıp, Allah'ın izni ile iyileşme yolunda gerekli tedaviyi uygulamasıdır.
Operasyon da dahil olmak üzere 3 doktor gördü de şu dişi bir çözüm bulamamışlardı. Benim en çok sinirlendiğim konu genelde şudur; bir şikayetiniz vardır, buna en çabuk, doğru ve kolay çözümün bulunması için kendinizi ifade etmeye çalışırsınız, sonuç olarak da karşınızdaki hekimden bir açıklama beklersiniz, doğal olarak. Ancak genelde hep aceleye getirilir; ne siz tamamen kendinizi anlatabilmişsinizdir ne de istediğiniz gibi bir açıklama duyabilmişsinizdir.
    İşte Dr.Murat Bey, sizi hem pür dikkat dinliyor, hem de gereken açıklama ne ise onu yapıyor, bu bence bir hekimde olması gereken en önemli özellik. Kendisine buradan tekrar çok teşekkür ediyorum.
Adana'da ikamet eden ve diş hekimi arayışı içinde olanlara yardımcı olması açısından Dr.Murat Bey 'in kartını ekliyorum bu postuma. Ayrıca kendisinin kişisel web sitesi'ni de merak edenler için belirtiyorum.


Bir de tavsiyede bulunacağım arkadaşlar =) Bildiğiniz gibi diş çekimim sonrasında operasyon bölgesinde enfeksiyon, iltihap,apse ...vs [ artık ne derseniz =) ] gelişmiş ve bu da kokuya neden olmuştu =( Ayrıca daha önceki doktorun verdiği gargara alkol içerdiği için iyileşmeye olumsuz etki etmekteydi. Bu gargaralar alkolsüz, doğal ve gerçekten etkili. Ve en önemlisi çinko içermekte. Çinko neden önemli derseniz; çirkin kokulu uçucu kükürtlü gazları yakalayıp çöktürüyor, böylece havaya karışmayan gazlar ağız kokusu yapmıyor.
Bu şekilde dişteki iltihap sonucu koku sorunu yaşayanların yanısıra; ağız kokusuna çözüm bulmada problem yaşayanlara da iki site tavsiye edeceğim, siteler Dr.Diş Hekimi Murat Aydın' a ait,  bu ve bu sitelerden ağız kokusunun oluşum nedenleri ve tedavisi konusunda merak ettiğiniz tüm bilgilere ulaşabilirsiniz.
Devamını oku...

20 Temmuz 2011 Çarşamba

Alman Pastası

Merhabalaaar =) Çok özlemişim sizleri, buraları, arkadaşlarımı, blogumu =) İnsanın sağlığı yerinde olmayınca hiçbir şey yapamıyor, yiyemiyor, düşünemiyor. Yirmilik diş çekimim sonrasında yaşadığım ağrıları tarif dahi edemem, ağrılar halen var fakat çok şükür ki hafiflemiş durumda. Yarın yine dişçiye gideceğim, artık iyi bir şeyler duymak için dua ediyorum.Baş ve boynumun sol kısımlarında, daha çok çekilen dişin olduğu yer ve çenem olmak üzere; hiç geçmeyen sürekli bir ağrı var. Yine de ilk zamanlara göre hafifleme olduğu için, ağrılara odaklanmamayı deniyor, oyalanacak bir şeyler arıyorum.
İstanbul'dan teyzem, Ankara'dan da kuzenlerim gelmişti. Dün gece kuzenleri uğurladık. Küçük kuzen, daha önceki gelişinde yaptığım ve çok beğendiği bir pasta olduğunu söyleyince, biraz da kendimde güç bulunca kalkıp yaptım, tabi arada bir  mola vererek =(


Tarifi herkesin çok da iyi tanıdığı, bildiği Portakal Ağacı 'ndan almıştım. Orada adı Minik Alman Pastaları olarak geçiyor. Aslında ben bu pastaya çikolatalı hamburger demek istiyorum =D Baksanıza öyle görünmüyor mu =) Gerçi fotoğrafını çekeceğim diye acele edip kreması daha soğumadan arasına koyduğum için dışına taştı =) Çok lezzetli ve güzel bir pasta oluyor ama kesinlikle çatal ile yenmiyor onu baştan söyleyeyim, ellerinize bulaştıra bulaştıra şapur şupur yemeniz gerekiyor =) Ve kremasını pişiriken de sabırlı olmanız.
Tarifi minik değişiklikler dışında aynen uyguladım. O nedenle doğrudan buraya yazıyorum, değişiklik yaptığım yerleri de not şeklinde belirtiyorum.

Malzemeler:
•1kg un
•125gr margarin (yumuşak)
•1 su bardağı süt
•3 yumurta (ben 2 adet kullandım)
•1 çay bardağı şeker
•30gr yaş maya (veya 2 tatlı kaşığı kuru maya) (ben instant maya kullandım)
•1 tatlı kaşığı tuz
•yarım su bardağı ılık su
ben ayrıca vanilya kullandım

Hazırlanması:
1.Ilık su, süt, maya, şeker ve tuzu karıştırarak 1 saat bekletin.(instant maya kullandığım için beklemeden tüm malzemeleri karıştırıp yoğurdum)
2.Diğer malzemeleri katıp iyice yoğurun. Hamur 2 katına çıkana kadar mayalanması için bekleyin.
3.Hamuru merdane ile 1 parmak kalınlığında açıp (hamur çok ince olmasın) su bardağı ile daireler kesin. Kestiğiniz hamurları yağlanmış tepsiye dizip yarım saat tepside mayalandırın.
4.200'C kızgın fırında üzeri kızarana kadar pişirin. Fırından çıkartıp soğuttuktan sonra ekmek bıçağı ile ortasını kesin ve krema torbası ile (krema torbası yoksa buzdolabı poşetinin ucunu kesip kullanabilirsiniz) kremasını doldurun.
5.Üzerine elekle pudra şekeri eleyin.


Kakaolu krema:
•1lt süt
•1/2lt. su
•1 su bardağı un
•500gr toz şeker
•3 yemek kaşığı kakao
•125gr margarin
•2 yumurta (ben 1 adet kullandım)
ayrıca vanilya da ekledim

Hazırlanması:
Yumurta, un, şeker ve kakaoyu iyice karıştırın. Süt ve suyu ilave ederek ateşin üzerinde karıştırarak (sabır gerektiren kısmı) pişirin. İneceğine yakın yağını ekleyip iyice karıştırın. Üzeri kurumasın diye ara sıra karıştırarak soğutun.
Devamını oku...

14 Temmuz 2011 Perşembe

Bir Ses

    Sesim çıkmıyor ama buralardayım. Gömülü yirmilik diş aldırmak ne kadar da zormuş. Çıkamadığı için yaptığı eski ağrıları, şimdiki ağrılara tercih ederdim. Herkes farklı bir şey söylüyor; kimi 2 hafta, kimi bir ay, kimi de 2 ay çekersin ağrıyı diyor. Zaten iltihap da oluşmuş ki antibiyotik içiyorum, ağır geliyor onca ilaç. Adana çok sıcak üzerine bir de bu ağrılar olunca hiç bir şey yapamıyorum, elimi kaldırmaya halim yok. 
    Yanağıma dahi dokunamıyorum,dişlerimi operasyon noktasına dokunmamak için milim milim fırçalıyorum. Ve diğer dişlerimi çektirmeye kesinlikle cesaretim kalmadı. Yorumlarınıza geri dönüş yapmak, yenı yazılarınızı okumak, sizlerle yeni konular paylaşmak istiyorum ancak durum ortada =( Sadece, halim nedir, ne yapıyorum, bildirmek için yazdım bunları. Daha önce geçmiş olsun diyen tüm arkadaşlarıma gönülden teşekkür ederim.
Devamını oku...

11 Temmuz 2011 Pazartesi

Hindistan Cevizli Kek

   Başlığı görünce, iyileştim de hemen mutfağa koştum sanılmasın. Henüz tam olarak toparlanamadım; ne kadar zormuş gömülü olan 20'lik dişlerin alınması. Dikiş atmadı cerrah, küçük bir miktar kestim(neşterle) dedi ama küçük miktarı bu ise, büyük miktarda olanlara Allah yardım etsin. Sadece bir tanesini çektirdim üstelik, doktorun diğerini de alayım mı sorusuna iyi ki de hayır şimdi değil cevabı vermişim. Şayet ikisi de aynı zamanda alınsaydı nasıl dayanırdım bilemiyorum. Tek taraflı da olsa rahatça yemek yiyemediğim bu süre zarfında 1 kilo vermişim =(

Annemin çeyizinden eski bir tabak, maşallah =)
   Bugün sizlerle paylaşmak istediğim tarifi annem yaptı. Uzun zamandır pasta vs yapmıyordu, güzel olduğunu duyduğu bir tarif eline geçmiş, dün yaptı bu leziz keki bizlere. Uzun süre bir şey yiyemeyince, tadabildiğim bir kek olmasından dolayı mı çok lezzetli geldi bana, bilmiyorum =) (Annem yazdıklarımı okuyacak, baskı altındayım =) )Yok yok, şaka, yiyen herkes çok beğendi, 2. dilimleri aldılar, gerçekten, gayet lezzetli oluyor. Hatta o kadar çabuk hazırlanıyor ki; misafiriniz geldiğinde can simidi görevi üstlenebilir; hem lezzetli hem de zahmetsiz bir kek.


Malzemeler
1 adet hazır pandispanya
2 çay bardağı hindistan cevizi
2 çay bardağı dövülmüş ceviz (dişe dokunur irilikte olması daha iyi)
2 çay bardağı şeker
2 çay bardağı sıvı yağ
2 yumurta

Yapılışı
Öncelikle fırını 170'C ye ayarlayıp ısıtıyoruz. Ardından h.cevizi, şeker, sıvıyağ,yumurta,ceviz hepsi iyice karıştırılıp pandispanya kekinin her iki parçasının üzerine eşit miktarda dökülüp sürülür. Ve önceden ısıtılmış fırında 15 dakika pişirilir.( fırınınızın gücüne de bağlı olarak bu süre değişebilir, fotoğraftaki gibi kızarmış bir görüntü elde etmeniz gerekiyor.) Sonuç olarak 2 adet hindistan cevizli kek elde ediyoruz. Soğuyan kekimizi dilediğiniz gibi dilimleyip, afiyetle yiyoruz. Ellerine sağlık anneeeeem =)
Devamını oku...

7 Temmuz 2011 Perşembe

4 - 1 = 3


20'lik dişlerimin başımı epey ağrıttığını ve sorun oluşturduğunu anlatmıştım daha önce. Bu 4 dişten 2 si kendilerine bir yol bulup çıkmışlardı ancak diğer ikisi çıkış yolunu bulamıyor, yolu bulamayıp sinirlendikçe de benim canımı acıtıyordu. Ne yapalım çare bulalım diyerek çene cerrahına, hastahaneye gittim. Muayene olacaktım ne de olsa, o yüzden panik yapacak bir durum yoktu. "Yahuu kaç yaşındasın neden korkuyorsun canım." derseniz, 20'lik dişlerin bir efsane gibi dillerden dillere dolaşan korkunç hikayelerinden sonra korkmamak elde mi? Bu sabah kalktım gittiiiim ve ta daaa... "Hemen alalım bu dişi" , "Ama ama ama ben , ben sadece muayene olacaktım, yani öyle planlamıştım, öyle hazırlamıştım kendimi =(  "
Sonuç? 4-1=3, birisi gitti 3 ü kaldı. Anestezi etkisi tamamen yok olalı 1 saat olacak, ağrılar başlıyor, ben de biraz dinlenmeliyim. Bir süre buralarda yokum, toparlanınca inşallah görüşürüz. Bu arada, diş çekimi değil de çene dibine doğru vurulan parmak kadar uzun iğne ile neşteri görmek anlatılanların efsane olmadığını gösterdi, gerçekmiiiiiş =(
Devamını oku...

5 Temmuz 2011 Salı

D.I.Y: Bluz Süsleme

İnternette gezinirken çoğumuzun gördüğü ve denemeyi uzun süredir istediğim D.I.Y çalışması olan bluz süslemeyi ( t_shirt yenileme vs.) sonunda ben de yaptım =)
Malzemelerimiz çok basit; biraz deforme olmuş,eskimiş veya monotonluğundan sıkıldığınız bir bluz, elinizde ne varsa üzerine de biraz hayalgücü serpiştiriyoruz gerisi biçki dikiş =)
Aslında çok daha süslü bir şeyler planlıyordum ama ilk deneme olduğu için, kötü bir sonuç çıkarsa bu yöndeki hevesimi kırmamak adına daha sade bir başlangıç iyi olur diye düşündüm. Belki daha sonra yaka ve kol kısmına geçtiğim siyah dikişten bluzun etek kısmına da yapabilirim.
Hahaha =) reklam olmasın diye bluzun markasını da gizlemeye çalıştım =)

Daha önceki bir postumda renk renk danteller aldığımı anlatmıştım. İşte bu çalışmada o renkli dantellerden sarı, pembe ve mor renkte olanlardan, bir parça siyah, bir parça beyaz keçeden, eski birkaç adet metal zımbadan, iğne ve iplikten yararlandım =)

İstedim ki bluzu giydiğim zaman omuzlarında kabarık duran,renkli ve cici bir detay olsun, bunun için kaç defa giyip çıkardım bluzu tam istediğim noktayı ayarlayabilmek adına bilmiyorum =)

Bluzun üst kısmındaki süslemeler ile etek kısmındaki sadeliği dengeleyebilmek için, siyah keçeden bir balerin silüetine omuzlardaki danteller ile etek yaptım.
Peki, sizce nasıl olmuş?
Devamını oku...

2 Temmuz 2011 Cumartesi

Mekila Çanta


     " Yine ortadan kayboldu Mekila, nerelerde, ne yapıyor? " diye düşündürdüm mü sizleri bilmem. Epeydir kafamda tasarladığım bir çanta vardı, onunla uğraşıyordum.


Temel olarak; sadece yüz kısmından oluşan bir çanta düşünüyordum. Çıkış noktam da profil resmimde ve header'ımda kullandığım, Face Your Manga ' da hazırladığım, bir nevi çizgi karakterli halim =) Ne garip bir tanımlama oldu =)) Ve bu şekilde işe başladıktan sonra, "şu kısmını böyle yapayım, olmadı burası şöyle olsun, saçı daha kısa iyi olur, farklı renk güzel görünür" şeklindeki düşüncelerle çantayı tamamladıktan sonra, çıkış noktasından epeyce uzaklaştığımı gördüm. Yani bu resimlerle pek de alakalı olmayan bir sonuç elde ettim =)

Çiz, sil, olmadı yine çiz, yok yok sil bunu ...  =)

Hmm. . . Nasıl yapsam, sağa mı sola mı, ne renk olsun, burnu nasıl olsun ... =)

Ufff çok yoruldum, ama sonunda bitti =)

Bir de şu taraftan çekelim fotoğrafı...

Bir de arka kısmını fotoğraflayayım =)
İşte böyleeee; bu şeker Mekila Çanta da Pazar'da yerini aldı bile =)
Devamını oku...