29 Mart 2012 Perşembe

Cilt Bakım Ürünleri


  Çoğu bayan gibi,  dışarıya çıkarken ben de günlük bir makyaj yaparım. Ve bu makyaj konusunda aşırıya kaçmayı sevmem. Hatta özel günler kutlamalarda dahi günlük yaptığım makyajda ufak değişiklikler yapar ve makyajı geceye uygun hale getiririm. Bunu da sadece allık ve ruj rengimi değiştirip rimel miktarını arttırarak yaparım. Renk renk farların bulunduğu paletlerim yoktur ki zaten far kullanmam, kapatıcı dışında açık renk bir baz sürerim göz kapaklarıma hepsi bu. Şu ana dek bir başkasına yalnızca bir iki defa makyaj yaptırdım ve hepsinde de pişman oldum, aynaya baktığımda gördüğüm ben değildim ve bu denli alakasız bir makyaj olabilirdi. O nedenle, kısmet olursa düğün törenim olacağı zaman makyajımı ne yaparım, nasıl kime yaptırırım derdine  şimdiden düştüm. Öyle ki nişan günümüzde dahi makyajımı kendim yapmıştım =( Bu nedenle İstanbul, İzmir gibi şehirlerde yaşayanlar daha şanslı sanırım; iyi bir makyöze  veya kuaförlerde dahi güzel makyaj yapabilen kişilere daha kolay ulaşabiliyorlardır. Eğer bu yazımı okuyan bir Adana'lı arkadaş olursa bildiği ve memnun kaldığı profesyonel makyöz varsa beni bilgilendirirse çok sevinirim =) En azından düğündeki makyajımı da ben yapmayayım değil mi =)
Dediğim gibi fazla makyaj yapmasam da makyajın azı çoğu olmaz cildi mutlaka temizlemek gerekiyor ki bu en önemli şey. İşte makyajı temizlemek konusunda ben yıllardır aynı ürünü kullanırım öyle ki kaç yıldır kullandığımı dahi hatırlamıyorum. Yukarıdaki fotoğrafta görebileceğiniz 1 numaradaki temizleme sütü hem göz hem de yüz makyajını temizliyor, çok hafif  bir ürün. Bir defa hata yapıp başka bir makyaj temizleme ürünü kullandım ve sonuç gerçekten berbattı.Öyle yağlı ve yoğun bir haldeydi ki yüzümü suyla yıkasam dahi o yağlı hal gitmiyordu. Ancak L'oreal'in bu temizleme sütü ile makyajınızı silip yüzünüzü su ile durulayıp kuruladıktan sonra her şey akıp gidiyor ve 4 numaralı tonik ile sildikten sonra da cildinizdeki hafiflemeyi hissedebiliyorsunuz. Benim burnum dışında cildim kurudur işte bu yüzden yine yıllardır 2  numaralı nemlendirici kremi kullanırım.


Bu krem diğer nemlendirici kremler gibi değildir, yani en azından benim denediğim diğer nemlendiriciler gibi değil =) Temizlenmiş cilde ardından yüzünüzü yağ içinde bırakacak bir krem sürmk istemezsiniz değil mi. İşte bu krem su gibi, sanki yüzünüze su sürmüşsünüz gibi hissettiriyor. Memnunum tavsiye ederim =) 3 numaradaki ürün ise siyah noktalara karşı gözenek arındırıcı temizleyici, Haftada 2 defa banyo sonrasında uygulamak yeterli oluyor. Bu dört ürünü aynı anda gerçekten uygun bir fiyata alınca bir de yanında bu şirin siyah makyaj çantası hediye verilince pek bir sevindim. Aynı ürünlerden kullananınız var mı? Siz de memnun musunuz?
Devamını oku...

23 Mart 2012 Cuma

ÇİKOLATA'lı Pasta




Cafe Fernando'yu takip edenler bu çılgın görünümlü, meşhur pastayı da bilirler. İşte bir cesaret deyip Cenk Bey'in "Şeytan Çikolata Giyer" diye adlandırdığı çikolata dolu bu pastayı sonunda yaptım =) Bu arada "yaptım" yazdıktan sonra aklıma Mario oynarken "Yaaptııım yaaptııım!" diye bağıran küçük kız geldi =) Yani neredeyse öyle çığlık atacağım ben de sevinçten. Görüntüsü ne denli insani hipnotize ediyorsa bu pastanın, işte içinde o denli emek var, oof of yemeye kıyamam gibi geliyor şimdi. Zaten yaparken ufak ufak çikolata parçalarından kaçırıp attım ağzıma onlarla doydum sayılır =) Peeeh hayatta doyulmaz o kırıntılarla ya  yerim ben bu pastayı hem de nasıl yerim kimseye de vermem =)



Tabi Cenk Bey kadar bu pasta konusunda profesyonel olmadığım için görüntüsü de onun kadar cezbedici olmadı.Ayrıca elimdeki  ve ulaşabildiğim malzemeler de belli bir kriter ile kısıtlı olunca içerisinde ufak değişiklikler yapmak zorunda kaldım. Mesela kremasında "biscoff kreması" adı ile geçen bir krema kullanılıyordu o yoksa yerine fındık kreması diyordu ama bende ikisi de yoktu, bulamadım da. O yüzden o malzemeyi çıkarıp yaptım kremasını. Ve vanilya özütü yerine ne yazık ki vanilin kullanmam gerekti =( Diğer basamakları aynen uyguladım. Dıştaki çikolatalar için acele etmeseydim bir de aaah çok güzel olacaktı. Ama zamanım kısıtlıydı hatta şu an yorgunluktan belim ağrıyor =( Tarife Cafe Fernando'dan ulaşabilirsiniz, yorgunum yazamıyorum kusura bakmayın =) 
Bu arada pastanın keki de muhtesem, piştikten sonra pürüzlü yerleri düzeltirken kesmek gerekiyor o anda kekin nemli yapısı ve içinin pürüzsüz görüntüsü ise nefisti =) Size de ikram etmek isterdim ama mümkünaaaaatı yok, kendiniz yapın canım aaa =)

NOT: Az önce 10 kişilik pasta yok oldu, o kadar beğendik ki kırıntısı dahi kalmadı. Tamam insan övünmemeli ama burada lezzet pastanın tarifinde, müthiş olmuştu gerçekten, kesinlikle deneyin derim. Pastane pastalarından dahi daha lezzetli =)

Devamını oku...

Adana'da Keçe Workshop'u


Geçen yıl keçe kursuna gitmiştim ve hayat dolu üstadım, hocamdan bir çok şey öğrenmiştim. Şimdi kendisi Adana'da bir workshop düzenliyormuş, katılmak isteyenler için bilgiler yukarıdaki fotoğrafta yer alıyor. Daha fazla bilgi için buradan da ulaşabilirsiniz =)

Devamını oku...

22 Mart 2012 Perşembe

Zencefilli Kurabiye


Yine çocukluğuma dair merak edilen hayal edilen bir lezzeti gerçeğe dönüştürmek adına yaptım bu kurabiyeleri. Yemek kitaplarında filmlerde(ki geneli yabancı filmler olurdu) hatta ve hatta çizgi filmlerde, gördüğüm "gingerbread cookie" adı ile geçerdi. Görüntü itibari ile elimde uygun kurabiye kalıbı ve süsleme şekerlemeleri olmadığı için orijinaline pek benzememiş olsa da lezzeti konusundaki merakımı giderdim. Benim zencefilli adam kurabiyelerim bu şartlarda daha çok; göbekli, ince kollu adamlara benzediler =)
Bu arada epey pasta vs varmış meğerse çocukluğumda görüp de merak ettiğim =)
Bol baharatlı kurabiye de denilebilir aslında bu lezzete. Yaparken zencefilin keskin kokusu "Acaba çok mu ağır olacak?" dedirtmişti ama şimdi yedikçe yiyesim geliyor, öyle ki kurabiye tabağını babamdan köşe bucak kaçırıyorum yoksa hepsini tüketecek =)
Tarifi Mutfak Sırları 'ndan aldım. Ufak değişiklikler dışında genel hatları ile aynı. Burada kendi yaptığım şekli ile anlatacağım, toz zencefil ile yapmayı ve daha ayrıntılı bir anlatım dilerseniz Mutfak Sırları sitesine bakabilirsiniz.


Malzemeler:
175 gr Teremyağ --- tereyağ kullandım
1 su bardağı toz şeker
1 adet yumurta sarısı
3,5 su bardağı un
1 yemek kaşığı kabartma tozu --- 1 paket kullandım
yarım su bardağı pekmez
2 yemek kaşığı toz zencefil --- taze zencefil kullandım 1 yemek kaşığı kadar rendeledim
1 yemek kaşığı tarçın --- 1 tatlı kaşığı kullandım
1 çay kaşığının ucu ile toz karanfil --- 4 adet karanfili havanda dövdüm
*Ben hamuru elimle yoğurarak hazırladım, hamur hazır olduktan sonra buzdolabında dinlenince kendisini toparlıyor. 
Yapılışı:
1- Oda sıcaklığında yumuşamış tereyağ ile şeker iyice karıştırılır.
2- Sonrasında yumurtanın sarısı da eklenip karıştırılır, ardından pekmez ilave edilir.
3- Rendelenmiş taze zencefili de ekledikten sonra toz olan malzemeleri eleyerek yavaş yavaş karışıma ilave ediyoruz.
4- Ele ve yoğurma kabına yapışmayan yumuşak bir hamur elde etmeniz gerekiyor, sonrasında streç film arasına koyup elimizle bastırarak tabak gibi düz hale getirdiğimiz hamuru buzdolabında 15-20 dakika dinlendiriyoruz.
5- Sertleşen ve merdane ile açılacak kıvama gelen hamuru unladığınız tezgaha alın. (hamurun üzerine streç örtmeniz açmanızı kolaylaştıracaktır)
6- Hamuru yarım santim kalınlığında açın ve kalıplarla kesin. Hazırladığınız kurabiyeleri yağlı kağıt serilmiş fırın tepsisine ikişer cm aralıklarla dizin.
7- 180 derece önceden ısıtılmış fırında 7-8 dakika pişirin.
8- Fırından aldığınız kurabiyeler soğuyuncaya kadar bekleyin ve servis tabağına alın.
Not: Taze zencefil kullandığınızda içerisinde bulunan ince zencefil lifleri kurabiye kesilirken karşınıza çıkabiliyor ancak piştikten sonra ve yerken hiç sorun olmuyor.
Not 2: Kurabiyeleri soğuduktan sonra mutlaka ağzı kapalı bir kapta saklayın.

Devamını oku...

19 Mart 2012 Pazartesi

Şimdiye Kadar Yedik; Ama Artık Yemezler!


Tarifler, reçeteler, doğal hayat ipuçları falan konuşuyoruz ama sağlıklı yaşam konusunda aklımızı daha çok kurcalaması gereken konu GDO, yani “genetiği değiştirilmiş organizmalar”.

Gündemdeki bu konu hakkında aksiyon almamızı sağlamak isteyen Greenpeace de güzel bir kampanya başlatmış; Yemezler! “Yemezler” ile isteyenler sadece konuşmak yerine, bir imza vererek bu sorunun çözülmesine katkı sağlayabiliyor.

Siz de dilerseniz buradan imza atıp, hala vakit varken GDO’ların ülkemize girmesine engel olabilirsiniz.
www.yemezler.org/?ref=199664

Evet, sadece bir imza atıp kampanyayı paylaşarak et, süt ve diğer gıdalar şeklinde yavrularımızın, ailemizin tabağına koymak zorunda kalacağımız GDO’larla daha güçlü şekilde mücadele edebiliriz. 12 GDO zaten serbestmiş, kalanlarını durdurmak sizin elinizde.

Kampanyaya katılanlar, bir de rozet toplayıp tişört, bardak kazanabiliyor.

Bu arada, bu GDO nedir ne değildir. Tehlikesi neymiş diyenler aşağıdaki videoyu izleyip, paylaşabilir.



#yemezler

Bir bumads advertorial içeriğidir.
Devamını oku...

15 Mart 2012 Perşembe

Bebek Dönencesi (Baby Mobile)

Konu başlığını yazarken, dilimizdeki ismini bilmediğim için bu süse ne denildiğini epey bir araştırdım; "bebek süsü, beşik süsü, beşik oyuncağı..." derken sonunda "baby mobile"ın bebek dönencesi veya beşik dönencesi adı ile geçtiğini öğrendim. Henüz anne olmadığım için bazı konularda bilgim eksik, olsun hala da anne yarısı sayılır yavaş yavaş öğreniyorum =)
Yeğen sevgisi insana neler yaptırıyor; hiç yorulmak, dur durak bilmeden bir sürü süs, bir sürü aksesuar, bir sürü cici yapabilirim onun için. Anne olmanın nasıl bir duygu olduğunu artık tahmin dahi edemiyorum, tüm evi doldururdum herhalde =)
Bu dönence sayesinde daha önce şurada  bahsettiğim keçe yünleri ile uzuuuuun bir zaman sonra kucaklaştım, hasret giderdim. Nasıl da özlemişim onlarla çalışmayı, çok değişik bir şey gerçekten; her şey hayal gücünüz ve bunu ortaya çıkarabilmenizle sınırlı.



 Keçeden yapılmış bebek dönenceleri incelendiğinde genelinde; yandan bakıldığında bizim için bir anlam ifade edip güzel görünen şeyler, onu aslında aşağıdan görecek bebekler için pek de anlamlı gelmiyordu.  O nedenle üç boyutlu bir şeyler olmalı ama ne olabilir ne olabilir derken aklıma keçe yünlerim ve kuş figürleri geldi. Başta gövdesini telden yapmayı düşünüyordum ki kuşların ağaç dalları ile daha bir bütün ve doğal olacağına karar verdim. Bu noktada babacığım sağ olsun, hemen istediğim dalları kesip ayarladı =)
Bahar da yaklaşırken dallarda yeşeren filizleri düşünüce de yeşil keçe yününden uzun filizler eklemenin de güzel görünebileceğini hayal ettim. Fakat tüm bunları hazırlamam için sadece 2 saatim vardı, çünkü kuzucuğum Ela'cığımın (Eloşum diyorum genelde) yanına gidecektim ve trene yetişmeliydim. Yani şu an Tarsus'tayım bol bol öpüp kokluyorum prensesimi, tam 37 gündür görmemişim =)


Neyse efendim ben Eloşuma duyduğum sevgimi özlemimi anlatırsam bu konu uzar gider. Sonuç olarak işte bu renkli kuşların, dallar etrafında uçtuğu bir dönence çıktı ortaya.


Akşam geldiğimizde uyku sersemi olduğundan pek bir şey anlamadı kuzum ama sabah gördüğünde maşallah pek bir mutlu oldu sevindi, sanırım beğendi. Onun bir gülümsemesi bile benim için yeterliydi zaten. Harcadığım zamana ve verdiğim emeğe değmiş oldu yani =)
Devamını oku...

8 Mart 2012 Perşembe

Keçe Saç Tokası


Keçe ile uğraşmayı ne kadar sevdiğimi artık bilmeyen yok, bugün yine dayanamadım ve minicik sevimli bir toka yaptım. Tabi ki halasının kuzusu Ela için =) Aaah ah kafamda daha ne projeler var, ne ciciler var prensesime yapmak için kısmet artık, bakalım ne zaman müsait olurum. Ama müsait olmayı fırsat bulmayı bekledikçe zaman geçecek ve böyle cicileri kullanabileceği o tatlı zamanlar geride kalacak diye de endişeleniyorum. 


Tokayı yapmaya başladığımda üzerinde nasıl bir süsleme olacağına karar verememiştim. Ancak son aşamaya geldiğimde bir karara varabildim.Gördüğümde bana minik prensesimi anımsatan sevimli civcivlerden birisini yapacaktım. Aslında bakıldığında; basit, küçük bir toka diyor insan. Fakat birebir bir benzerinin olmaması, sevgi ile yapılmış olması (ki koccamaaaaan bir sevgi), ona özel yapılmış olması bence anlamını arttırıyor. Dilerim uzun süre kullanır, saklar ve belki de bir gün kendi bebeğine takar bu tokayı. Çok mu abarttım acaba =) O zamana dek sağlam kalır mı ki? Onca yıl? Neyse lafı daha fazla uzatırsam iyice duygusal bir hal alıp oturup ağlamaya başlayabilirim, hiç gerek yok =)
Kuzucuğuma yaptığım diğer cicileri buradan görebilirsiniz.
Devamını oku...

5 Mart 2012 Pazartesi

Marilyn Monroe

Dün "Marilyn İle Bir Hafta"(My Week with Marilyn) adlı filmi izleme fırsatı buldum. Ben çoook çok beğendim, tabi bunda dünyadaki bir çok insan gibi, Marilyn hayranı olmamın etkisi de büyük =)
İzlerken elimde olmadan Marilyn'nin o muhteşem bakışlarını, edalarını aradı gözlerim; baş roldeki oyuncu

Michelle Williams da gayet iyi bir performans sergilemiş tabi ki ama kimse Marilyn gibi olamaz. 



Filmin konusundan bahsetmeyeceğim, izleyin derim sadece. Asıl paylaşmak istediğim; filmi seyrederken duyduğumda beni gerçekten çok etkileyen bir şarkı. Jazz(caz) müziğini gerçekten çok severim ve radyomda genelde bu tür müzik yayınlayan frekanslar ayarlıdır. Fakat bu şarkı bir çok kişi tarafından (Eric Clapton, Barbara Streisand, Edith Piaf, Nat King Cole ... ) defalarca yorumlanmış ve gerek pop gerekse jazz müzik sanatçılarının yoğun ilgisine maruz kalmış. Ve bu şarkı öyle bir noktada filme dahil oluyor ki etkilenmemek mümkün değil.


Şarkıyı paylaşıyorum, ve size bir öneride bulunuyorum; kulaklığı takıp dinleyebileceğiniz en uygun sese ayarladıktan sonra gözlerinizi kapatın ve gerisini şarkıya bırakın. O sizi zaten öyle diyarlara götürüyor, öyle güzel ruhunuza işliyor ki... Ve bence en güzel şekilde Nat King Cole yorumlamış. 
Marilyn Monroe konusuna geri dönecek olursak; oyunculuğu güzelliği dışında; bayanların en çok konuştuğu ve benzerini yapmaya çalıştığı nokta ise makyajı. Bence bir klasik ve kadının; abartılı boyalar, rengarenk farlara ihtiyaç duymadan küçük dokunuşlar ile minik hileler ile nasıl doğal ve göz alıcı görünebileceğinin en güzel örneği.
Bu makyajı ayrıntılı bir şekilde anlatan iki video linki vereceğim. Bir tanesi tam bir taklit makyajı , zaten yapan kişinin diğer makyaj videolarına baktığınızda yaptıklarına inanamayacaksınız. Diğeri de yine bir makyöze ait, o da bir çok makyaj videosu paylaşıyor blogunda.
Her iki videoyu da izlediğinizde göreceksiniz ki ikisinde de çok değişik bir makyaj hilesi var. Birincisi kiprik gölgesi yapılması, diğeri de burnun uc kısmına V şeklinde bir dokunuş. Buyrun iyi seyirler;


Devamını oku...

1 Mart 2012 Perşembe

Krem Broş


Hayat meşguliyetleri, koşturmacaları devam ediyor ve ben bulabildiğim fırsatlarda kendimce bir şeyler üretmeye çalışıyorum. Son zamanlarda el emeğime dair yeni bir şeyler paylaşamamıştım sizlerle. Bugün ise hava yeniden bahar günlerini anımsatan o güzel gülümsemesini bizlere gösterince, ben de çat kapı gelen ilham ile bu broşu yaptım.
Fotoğrafta fon olarak yer alan kuru güller Mr.B' nin geçen seneki yıldönümümüzde aldığı güzellikler, kurutup saklamıştım =)
Yaz tatilinin gelmesini öyle çok istiyorum ki, yapmak istediğim bir çok şeyi erteleyip duruyorum, blogumda yeterince zaman geçiremiyorum, kafam rahat bir şekilde, gönlümce ayağımı uzatıp çeşit çeşit film izleyip keyif yapamıyorum,şu güzelim havada piknik yapmaya, gezintilere gidemiyorum, pooof pof ...


Bu broşu yaparken, kınnap ipi kullanmaya son anda karar verdim; krem rengi dantel, krem rengi inci çiçek tohumları, inci boncuklar... Hem romantik hem de sade bir şeyler olsun istedim. Başarılı olabilmiş miyim, bunu sizin yorumlarınız belirtecek artık =)

Devamını oku...