24 Haziran 2013 Pazartesi

Ankara ' da - 2 -


Sınav sonrası boşta kalan günleri, nasıl değerlendirebilirdik? Tabi ki gezerek =) Rotamız yengemin memleketi  Elmadağ Kayadibi Köyü idi. Giderken, yolda Hasanoğlan yol ayrımı tabelasını görünce aklıma köy enstitüleri hakkında okuduklarım, o zamana dair gördüğüm fotoğraflar geldi birden, düşüncelere daldım. Sonrasında yemyeşil manzarası ile işte bu yol karşıladı bizi.


Köy ile alakalı daha ayrıntılı fotoğraflar çekmeyi planlıyordum ancak daha farklı konular ile meşgul olunca (ki bu konuları aşağıda yazdıklarımı okuyunca öğreneceksiniz) zaman çabucak geçmiş, akşam olduğundan fotoğraf çekebilmek için yeterli gün ışığı kalmamıştı.


Bu arada köy sakinleri çocukların okula ulaşımındaki servis sorunlarını da dile getirmişlerdi. Köyde okul binası bulunduğunu görmüştüm ancak, okul faaliyette değilmiş :(  Bunu da hemen belirteyim istedim, belki bir şekilde bu yazdıklarım okunur da bir çözüm bulunabilir.


Çiçek fotoğraflarıma güzel bir kırmızı tonunu da eklemeyi unutmadım. Öylece yanından geçip gittiğimiz, çiçekler nasıl da harika görünüyor dönüp de onlara baktığımızda.


Yukarıdaki fotoğrafta görünen küçük kulübe (ev) ile karşılaştığımda, dekorasyon bloglarında gördüğüm sevimli minik evleri anımsatınca hemen kareledim. Ben kulübe diyorum ancak asıl adı ekmek evi =) Olsun hayalperest ben, onu minik sevimli bir ev gibi düşledim =) Ha ha ha böyle söyleyince aklıma Bob Ross geldi "Şurada sevimli minik bir ağaç varmış."


O minik evin olduğu bahçede bir de böyle lezzetli, doğal mı doğal meyveler vardı, çilek delisi olarak halimi az çok hayal edebilirsiniz, o kadar çok çilek fotoğrafı çekmişim ki en son içlerinden bunu seçebildim =)


Ne güzel bir duygu doğa ile iç içe olmak, kendi yiyeceğini yetiştirebilmek, emeğinin karşılığını güzelliklerle görebilmek. 


Onca yolu gidip, üzerine bahçe keşfine çıktıktan sonra acıkmışsanız ve bahçe manzaralı böyle bir sofra ile karşılaşırsanız sevinmemeniz mümkün olur mu =) Ama en çok sevindiğim; yıllaaaar yıllaaaaar önce yine Ankara'da yediğim ve tadını bir türlü unutamadığım gözlemelerdi. Tavşan ayağı ile yağlanıyor bu gözlemeler. Başta biraz kulağa kötü geliyor "tavşan ayağı" konusu, zaten merak etmeyin bu defa yediğim gözlemeler normal fırça ile yağlanmıştı. Ancak yıllar önce yediğim böyle değildi ve bildiğim kadarı ile aslı, tavşan ayağı ile yapılmalıymış.


Veee asıl sürpriz işte bu oldu benim için. Çeyiz hazırlığında da olduğumdan pek bir ilgilendim, fotoğraflar çektim, meraklandım. Bir anlığına çocukluğuma gittim. Adana'da çeyiz kurdelalar ile eve serilir, görmeye gelen hanım misafirlere gösterilir, bir kısmı da araca yüklenir davul zurna eşliğinde şehirde konvoy ile dolaştırılıp eve getirilirdi. Biz de küçük olduğumuz için annemizin elinden tutar "Aman bir şeye dokunma" uyarıları eşliğinde bakardık çeyize. Artık böyle değil, sanırım ben de böyle yapmazdım zaten =) Fazla kalabalık ve telaşlı ortamları sevmiyorum ne yazık ki =) Belki bu köyde olduğu gibi başka şehirlerde veya köylerde de halen çeyiz serilmesi, gezilmesi göreneği devam ediyordur, ancak benim gördüğüm kadarıyla bizim çevremizde pek kalmadı.


Yine de böyle bir görenek ile yeniden karşılaşmış olmak gerçekten güzeldi. Onca emek, onca hayal ile hazırlanan gözünün nurunu döken sevdiklerinizi hatırlatacak eşyalar...


İşte orada, genç bir kızın hayali , bekliyor beyaz saflığı ile.. Allah ömür boyu mutlu mesut etsin, nazarlardan korusun.


Bu arada çok da hoşuma giden farklı bir kına gecesi yapıldığını öğrendim. Ancak ne yazık ki görebilme imkanım olmadı. Kına gecesine orada "kız başı" deniliyormuş. Gelinin kız arkadaşları ,kardeşleri, kuzenleri vs evde toplanıp çeşitli oyunlar oynar, sohbet eder, eğlenirlermiş. Ve bu durum sabaha dek sürermiş, her kim ki yorgunluğa ve uykuya yenik düşer uyuya kalırsa yüzleri siyaha boyanırmış. Ayrıca çeyizi görmeye gelenlere de çeyiz sakızı diye sakız da dağıtılırmış. Ben de bir avuç dolusu sakızla geri döndüm =)

" Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilal ! "

Dönüş yolunda da işte bu güzel manzarayla karşılaştım, aracın hızından dolayı pek net yakalayamasam da bu kare de yeterlidir sanırım. 
İşte böyleee, Ankara'daki günlerimi anlattığım yazılarımın son bölümünü paylaşmak için, yine beklerim sizi bloguma  =) 

4 yorum :

  1. çok güzel kareler... çeyiz serme adeti her ne kadar modası geçmiş olsa da küçükken çeyiz görmeye gittiğim günlerin anısı hala taze bende.. evlencek çifte de mutluluklar..

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. evet, sanırım halen böyle bu geleneği devam ettirenler var, teşekkür ederiz.

      Sil
  2. Ne kadar güzel, İşte cennet böyle bir yer olsa gerek. İçim açıldı. Ben de yeni evlenecek olan size hayırlı mutlu güzel evlilikler diliyorum. Kardeşimi de geçen hafta Ankara da evlendirdik..
    Bob Ross esprisi çok çok hoştu ayrıca..:))

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. teşekkür ederiz =) Kardeşini Allah mesut etsin hayırlı olsun canım.

      Sil

1yorum = 1tebesüm, yorumun için teşekkür ederim, beni çok mutlu ettin =)
Google hesabınız yok ise, yorum yapmak için Adı/URL kısmını seçip yorumunuzu bırakabilirsiniz =)