26 Haziran 2013 Çarşamba

Ankara ' da - 3 - Ve Nefis Bir Tatlı


Ankara'da bulunduğum zamana dair yazılarımın 3. ve son bölümü ile merhabalar =) Sözü çok uzatmadan kısa kısa cümlelerle asıl ulaşmak istediğim noktaya geleceğim yazının sonunda, tabi ki nefis bir tatlı tarifine =) Bol bol fotoğraf çekmiştim, içlerinden seçim yaparak ancak bu kadar azaltabildim. Aksi halde bu yazı serisi 3 değil 300 bile olabilirdi. Çektiğim fotoğrafların kimi araçta seyir halinde gezerken, kimi yaya gezerken. Amacım görebildiğim her detayı , o günleri bana daha net hatırlatabilsin diye karelemekti.


Bir kaç saniyeliğine geçit trafiğini engelleyerek, üst geçitten geçerken çektiğim bir kare ... 


Bu güzel kahvaltı sofrası ise, yengemin misafirperver  bir komşusunun bize sürprizi, kendisine yeniden teşekkür ederiz, her şey çok güzeldi.


Ve bir başka günkü  rotamız Hacı Bayram-ı Veli Cami ve türbesi idi. Ankara'ya gitmişken Beypazarı'nı da görmeyi çok istiyordum ancak az bir zamana çok plan sığdırmak pek mümkün olmuyor. 


Fotoğraflardan görürdüm Beypazarı evlerini ve merak ederdim, Hacı Bayram - ı Veli Cami'ne gidince çevresindeki yerlerin restore edildiğini ve Beypazarı evlerini andırdığını görünce mutlu oldum, sanırım biraz Pollyannacılık oynadım, Beypazarı'nı görmüş gibi mutlu olmaya çalıştım =)


Hal böyle olunca da yüklendim fotoğraf makinemin deklanşörüne =)




 Yukarıdaki gibi görünen bir evde yaşamak nasıl olurdu diye hayal ettim bir an, çok hayalperestim sanırım =) Ne zaman Safranbolu, Beypazarı vs gibi eski evleri, konakları görsem, kim bilir kimler yaşadı, ağladı güldü bu evlerde, nasıl hayatlar, anılar geçti acaba diye düşünürüm.


Buraya kadar gelmişken camiyi ve içerisini fotoğraflamadan olmazdı tabi ki.


Burası bayanlara ait abdesthanesi.


 İçeride ise böylesine güzel süslemeler vardı. İbadet edenleri rahatsız etmemek adına çabucak çekmeye çalışınca fotoğraf da biraz bulanık çıkmış, kusura bakmayın.






Dışarıda müzik yayını vardı ve bu müziğe göre sularla çeşitli şekiller yapan hoş da bir havuz bulunuyor.


Havuzun hemen yanında ise tarihi bir kalıntı, ayrıntıları aşağıdaki tabela fotoğrafından okuyabilirsiniz.




Son olarak da türbenin içi . . .


Veee gelelim tatlımıza. Yine Ankara'da bulunduğum sırada misafirlikte tattığım bir lezzet. Bu güzellikle beni tanıştırdığı için Meral ablaya da çok çok teşekkür ederim. Tatlı öncesi yediğimiz yemekler de bir harikaydı, ellerine sağlık canım benim. Yemeklerden tıka basa yemeseydim bu güzel tatlıdan oldukça fazla yerdim kesinlikle. Belki çoğunuz biliyordur bu tarifi ancak ben ilk kez karşılaştım ilk kez tattım. Adını bilmiyorum ancak internette kuru incirli tatlı olarak aradığımda benzer görüntüdeki tariflere rastladım. Ben sizinle, bire bir Meral abladan aldığım, kağıda döktüğüm tarifi paylaşacağım.

Malzemeler:

Kek için
1 su bardağı ceviz
1 su bardağı un
4 yumurta
1 su bardağı şeker
2 çay kaşığı tarçın
1 su bardağı 3ü1 arada kahve (keki ıslatmak için)
1 paket vanilya
1 paket kabartma tozu
6 - 7 adet kuru incir

Krema için
4 su bardağı süt  kremanın muhallebisini pişirmek için
1 su bardağı süt kremşanti için
1 paket vanilya
5 yemek kaşığı şeker
2 yemek kaşığı mısır nişastası
2 yemek kaşığı un
2 yemek kaşığı labne 
1 yemek kaşığı margarin

Üzeri için
ceviz

Kek için gerekli olan ceviz içlerini, dişe gelecek irilikte dövüyoruz, incirleri de küp küp doğruyoruz. Yumurta şeker çırpılıp toz malzemeler (un, k.tozu,vanilya,tarçın) de eklendikten sonra hazırladığımız ceviz ve incirleri de karışıma ilave edip, daha sonra üzerine krema da ilave edildiğinde taşmayacak derinlikte, uygunlukta bir kalıpta, 170'C de üzeri kızarana dek pişiriyoruz. Kek fırından çıkıp ılıdıktan sonra 1 bardak hazırladığımız 3ü1 arada kahve ile ıslatıyoruz. 
Kremanın muhallebisi içinse; süt şeker, mısır nişastası ve un sürekli karıştırılıp topaklanmaması sağlanarak pişirilir. Muhallebi piştikten sonra soğumaya bırakılır, bu sırada da kremşanti hazırlanır. Her ikisi de karışabilecek sıcaklığa ulaştığında labne de eklenerek çırpılır. 
Hazırlanan krema soğuttuğumuz kek üzerine eşit şekilde dağıtılarak dökülür ve buzdolabında dinlendirilir. 
Servis yaparken üzerine yine dövülmüş ceviz içi serpilir, afiyetle yenilir =)

4 yorum :

  1. tatlıyı biliyorum ve çok seviyorummm...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. sevilmeyecek gibi değildi ama çok leziz

      Sil
  2. Keşke gelmişken bir de Hamamönü'ne gitseymişsin. Hacı Bayram-ı Veli'deki evlerin onlarcası, daha güzelleri var. Bir çoğunun içinde çok cici cafeler açılmış. Görsen bayılırdın eminim.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. şimdi çok pişman oldum, bilmiyordum ki orayı =( inşallah bir başka sefere ama ekledim listeye teşekkür ederim =)

      Sil

1yorum = 1tebesüm, yorumun için teşekkür ederim, beni çok mutlu ettin =)
Google hesabınız yok ise, yorum yapmak için Adı/URL kısmını seçip yorumunuzu bırakabilirsiniz =)