3 Aralık 2013 Salı

Kına Gecesi ve Detaylar

     Daha önceki yazılarımı okuyanlar bilir ki , evlilik hazırlığında oldukça stresli, gergin, sinirli bir hallerdeydim. Endişelerim, kafama taktığım konular oldukça fazla idi. Gerek blog yazarı, gerekse okuyucu arkadaşlarım yorumları ile destek olmaya, moral olarak düzelmem için elinden geleni yapmaya çalıştılar. Genel olarak söylenen; bu tatlı telaşların, güzel anların tadını olabildiğince stres yapmadan çıkarmaya çalışmam, planlansa da çoğu şeyin istenilen şekilde gitmediği yönündeki telkinlerdi.
      Olayın içinde iken görmeyen, duymayan, anlamayan insan; her şey bitip de ardına bir baktığında ; söylenenlerin ne kadar da doğru olduğunu görüyormuş. Belki de düğün hazırlığında olan gelin adayı arkadaşlarım vardır şimdi bu satırları okuyan. İşte ben de şimdi onlara şöyle diyorum; gerçekten hiçbir şey ne denli planlarsanız planlayın asla hayalinizdeki gibi, kendinizi hazırladığınız şekilde olmuyor. Çünkü törenler başlamadan önce senaristi de yönetmeni de siz olabilirsiniz her şeyin, ancak tören başladıktan sonra artık hiçbir şeye koşturamıyor idare edemiyor yönetemiyorsunuz. Siz yalnızca size biçilen rolü oynamak  zorunda kalıyorsunuz.
       En basitinden bir örnek; düğün salonunda kamera çekimi için görevli kişi ile önceden görüşme yaptığınızda sizden bir ricada bulunuyor; takı merasiminde düzenli sıra oluşturulması. Siz, ne var ki bunda halledilir diyip yakın çevrenize, o an orada yardımcı olabilecek kişilere bu durumu belirtiyorsunuz.   Lakin düğün günü o an gediğinde, ne size yardım eden kişiler bişi yapabiliyor ne de siz. Öylece, kameramanın el kol işaretleri ile yardım, uyarı hareketlerini izler şekilde, insan girdabındaki kalabalıkta kalıveriyorsunuz. Çünkü siz gelinsiniz, o an artık hiçbir şey yapamazsınız, içiniz içinizi yese de =)
Mesela, yine bahsetmiştim, düğündeki fotoğraf slaytı için hazırlıklar yaptığımdan, gönlüme göre güzel, özenli bir şeyler hazırlama çabasında olduğumdan. Hazırlamak sorun değil de siz görevli kişiye teslim ettikten sonra hazırladığınız çalışmayı, o artık sizin yaptığınız şey olmaktan çıkıyor. Yayın sistemlerine uymuyor, uygun olanını hazırlamaya zamanınız olmuyor vs vs.
Her şeye, her yere, her konuya yetişmeye çalıştım, bunun faydasını görmedim mi elbette gördüm. Hayal ettiklerimin %70 ini gerçekleştirmiş olmam temelde bu koşturmacalarıma ve planlarıma bağlı tabi ki. Ama insan,  o   %70   i olay anında göremiyor. Hep eksik kalan %30 a takılıp kalıyor, üzülüyor, kafa yoruyor. Bir de benim gibi plancı programcı biriyseniz yandınız =)
      Yönetemediğiniz bir diğer konu da hava durumudur , doğal olarak. Çoğu gelin damat adayı gibi biz de kına gecesi ve düğün tarihlerinde yağış var mıdır, yağmura kurban gitmeyelim diyerek meteorolojinin sayfasını aşındırır olmuştuk. Her şey güzel giderken bir gün şaka gibi bir manzara ile karşılaştık.
      15günlük tahmin listesinde 14 gün bol güneşli görünen Adana, geri kalan 1 günde yağmurlu idi. Ve o 1 gün ise tam da bizim düğün günümüzdü. O andan sonra sürekli şu şekilde dua eder olmuştum ; " Kına gecesi ve düğün günü yağmur yağmasın, ertesi gün yağsın." .
 Kulağa komik gelse de aynen bu şekilde dualar ile olumlu düşünmeye çalışıp düğün gününü bekliyordum.  [ ki tam da bu şekilde oldu, kına gecesi yağmaya ramak kalarak, düğün günü ise güneş gülümseyerek geçti ve ertesi gün yağmur fırtına =) ]
       Sonrasında büyük gün geldi çattı kına gecesi sabahında gri bulutlar kaplamıştı gökyüzünü ve ben her an üzüntü ve sinirden ağlama noktasında bekler olmuştum saatlerin geçişini. Tüm bunların yanına bir de evlilikten kaynaklı karışık duyguları, stresleri de eklerseniz anlayın artık ne hallerdeydim.
Kına gecesi törenimiz açık mekanda yapıldı. Piste gelip ilk dansa başladıktan sonra yağmur çiselemeye başladı. Sonra oyun havasına geçildiğinde çiseleme biraz daha hızlandı. O an hem misafirlere ayıp olmasın diyerek tebessüm ediyor, hem de şiddetlenecek mi, her şey yarım mı kalacak endişesi ile oynamaya çalışıyordum.
        Neyse ki bulutlar; eğlencemize, kına gecemize , mutluluğumuza hafif bir çiseleyerek dokunup, geçip gitti kendi yoluna.
        Geriye bir tek düğün günü kalmıştı. Aslında onda da önemli olan dış mekan çekimleri sırasında güneşin bizden yana olmasıydı. Düğün detaylarını başka bir yazıya saklayarak kına gecesine yeniden döneyim =)
Düğün , kına gecesine göre biraz daha resmi durmanız davranmanız gereken bir ortamdır genelde. İşte ben de bu yüzden kına gecesini daha renkli daha eğlenceli nasıl kılabilirim diye düşünmüş ve bir kaç küçük fikir uygulamaya koymuştum.
 
 
 Öncelikle aşağıdaki fotoğrafta göreceğiniz kırmızı "Kına Gecesi Hatırası" afişini hazırladım ki ; gelen konuklar önünde fotoğraf çekilip o günü daha bir net hatırlasınlar. Afişi hazırladım derken basımını da ben yapmadım tabi ki, onu uygun bir ücrete matbaacıda yaptırdım =) Geriye kalan ; yazılar, şekiller, düzenlemeleri, boyut ayarlarını vs bilgisayar ortamında yaptım. Ve afiş önünde poz verirken klasik, mecburi gülümsemeleri bir kenara atıp gerçekten , içten gülerek fotoğraf çekilsin konuklar diyerek bir de yukarıdaki komik maskeleri hazırladım. Malzeme olarak da keçe kullandım. Bilgisayardan çıktı aldığım şablonları keçeden keserek kalın bir karton üzerine yapıştırdım bu sırada karton ve keçe arasına tutulması en uygun gördüğüm yerden ahşap çubukları ekledim. Yine keçe şekilleri takip ederek de kartondan maskeleri çıkardım. Böylece gergin bir şekilde dümdüz duran , keçe yumuşaklığından dolayı bükülmeyen maskeler elde ettim.
Maskeleri yine kırmızı renkli kağıt ile kapladığım bir kutuya koyarak afişin yanına astırdım. Astırdım diyorum çünkü bu süslemeler hazırlıklar yapılırken ben de kuaförde süslenmekteydim =)
 
 
Kına töreni başlangıcında ve ilerleyen dakikalarda gözüm hep afişin asılı olduğu noktadaydı. Gerçekten çok emek vermiş zaman harcamıştım. Hele hele matbaadan afişi alıp eve getirme aşamasında resmen mahvoldum, kocaman dev gibi bir rulo düşünün, hafif, ancak kırılmaması eğilip bükülmemesi gerekiyor. Neyse efendim, işte uzunca bir süre kimse hiç bir tepki vermedi, hatta ve hatta ne olduğunu merak edip de gidip bakmadı dahi kutu içerisine. O zaman işte en çok da emeklerime, harcadığım zamana üzülüyordum. Ki bir süre sonra konuklar tek tek fotoğraf çektirmeye başladı, daha sonraki zamanlarda afişin önü fotoğraf çekilmek için kalabalıklaştı, Öyle neşeli fotoğraflar çekildi ki, bir ara ben de katıldım aralarına, gelin kız ağırlığını bırakarak =)  Düğün dernek geçip de arkadaşlarınızın, sevdiklerinizin çekildikleri bu fotoğrafları sosyal ortamda paylaşıp mutlu olduklarını görünce siz de mutlu oluyorsunuz. Kınası olacaklara tavsiyemdir, gönül rahatlığı ile uygulayabilirsiniz bu  eğlenceli detayı.

 
Gelelim bir diğer fotoğrafa, bu kalp şekilli daireler nedir acabaaaaa? =)
        Belki daha önce duymuşsunuzdur, kına için el şablonları satılır. İstanbulda bu tür şeyleri bulmak daha kolaydır, Adana bu yönden biraz fakir. İşte ben de kına gecesi avuç içine anlamsız bir şekilde yakılan kınaya ne çözüm bulabilirim diyince işte bu şekiller çıktı ortaya. Hazırlaması 5 dakika.
 Keçeden (ki benim demirbaş malzememdir =) ) avuç içinizin büyüklüğü kadar bir daire kesiyorsunuz, tam ortasından da dilediğiniz büyüklükte bir kalp şekli çıkarıyorsunuz. Arka kısmına dilerseniz benim yaptığım gibi silikon ile streç film yapıştırıyorsunuz. Bundaki amaç nedir; bir ihtimal, keçe üzerine konulan kına, keçeyi geçip elinize ulaşırsa oluşturduğunuz şekli bozmasın. Eğer kınayı uzun süre elinizde tutmayacaksanız sorun olmayacaktır, arkasına herhangi bir şey yapıştırmanıza gerek yok.

 
Vee diğer kına malzemeleri; kına tepsisi, nedime mumları, kına mumları, maytaplar, damat parmağına kına için parmaklık, kına duvağı ve eldivenleri, damat omzuna bayrak işlemeli kırmızı şal, kına yakıldıktan sonra avuca koyulan güller, kına dağıtma sepeti ve kınalar. Bir de sizlerde uygulanır mı bilmem ancak fotoğrafın sol alt köşesinde gördüğünüz huni şeklinde gelin baş şekeri.
Kına yakıldıktan sonra gelin başı üzeri hizasına getirilip vurularak kırılır, bekar olan genç kızlar bu şekerden alıp bir tutam yer, onlara da kısmet olması için =)
 
 
 Kınada giydiğim tarlatanlı kınalığımda gri taşlar bulunmaktaydı, bu nedenle aldığım aksesuar ve ayakkabılar da bu tonda oldu. Aslında ben daha sade ve daha küçük boyutta bir kına gecesi düşlerdim. Ancak nişan törenimiz aile içinde olunca kına için mecbur bu denli detaylı bir merasim içinde buldum kendimi. Öyle ki tarlatanlı kınalıklardan hiç hoşlanmaz abartı bulurdum , ama başa gelince bazı şeyleri mecbur uyguluyormuşsunuz =) Zaten abartılı olanlarından elimden geldiğince uzak durdum, gördüğüm -en sade- elbiseyi seçtim.

 
Küpeleriiiiim =)

 
Tacıııım =)  Aaa bu arada taç konusuna gelince bir noktadan bahsetmediğimi hatırladım. Efendim ben kınamda da düğünümde de duvak taktım. E hani abartı sevmiyordun dediğinizi duyar gibiyim. Evet sevmiyorum da madem yaptım eksiksiz olsun dedim, daha önce bir fotoğrafta görüp " Aslında neden olmasın, olur olur, hem de çok güzel olur" dediğim duvak olayını yaptım. Bu bildiğiniz basit nedime duvaklarından değil, gelinlikte takılan bilindik duvağın kırmızı hali =) Neyse bir kaç resim sonra zaten ne demek istediğimi göreceksiniz =)

 
İşte yine duramayıp müdahale ettiğim bir diğer detay, kınalarda, bir vazo konularak süslenen boş masaya süs yaptığım yetmemiş gibi aynı tülden bir de sandalyelere süs yaptım. Evet evet masamız için de aynen bu şekilde; kurdeleden fiyonklar bulunan, kırmızı tülden süsler hazırladım.
 
 
 Bu kırmızılıklara biraz daha kırmızılık ekleyeyim ortam bütünlüğü tamamlansın diyerek kırmızı rafyaları çapraz bağlatarak üzerine kırmızı balonlar bağlayarak tavana astık. İşte bu aşamayı sabah erkenden kalkıp ben de yaptım [ akşama kınası olan gelin, dayanamayıp kına mekanını süsledi, her şeyi kafasına göre hazırlaması şart ya hani =) ], ancak daha sonra orkestrada görevli olan kişiler değiştirmiş, eski gösterişli hali kalmamıştı  =(  Yani yine planladığım gibi olmamıştı. Ama o anki mutluluğumuz, ailelerimizin sevinç tebessümleri bu küçük eksikliği önemsiz bir nokta haline getirmişti.
 
 
Veeee ta daaaaaaaaa =)  İşte tarlatanlı kınalığım, işte kına duvağım, işte her ne kadar yüzümü photoshop ve fotoğraf makinası ile kamufle etmiş olsam da kınadan dakikalar önce kuafördeki Mekila =) Tacım ve duvağım net görünmemiş ama olsun =)

 Gelin olmadan önce baba ocağında, çekildiğim son fotoğraflarımmış meğerse bunlar
;(
 
Bu da gri tonlarındaki aksesuarlarım ve ayakkabımla uyumlu gri işlemeli bindallım. Normalde elbiseli bindallı giymeyi düşünüyordum ancak , ablamın da tavsiyesi ile bu şalvarlı olanı giyip beğendim. Bindallıyı kına yakılırken giydim, bu sırada kına duvağımı da çıkarmamıştım, üzerine örtülmüştü yani işlemeli olan duvağım.
Daha önce şurada yayınladığım yazımda nedimeler için hazırladığım basit ve sade taçlardan bahsetmiştim. Sayı olarak 12 adet hazırlamış ve nedime bulmakta zorlanacağımdan endişe etmiştim ki o gece, nedimeler değil taçlar yetersiz geldi =)

 
Kına gecemize dair detaylar işte böyleee, sonraki yazılarımda ; düğün hazırlıkları , kuaför detayları , gelinlik ayrıntıları, fotoğraf çekimleri, ev dekorasyonum hakkındaki konuları paylaşmak dileğiyle görüşmek üzere.

16 yorum :

  1. canım hayırlı uğurlu olsun... rabbim bir ömür boyu mutluluk, huzur nasip etsin inşallah...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok teşekkür ederim güzelim =) amiiin

      Sil
  2. Çok hoş :) bak demiştim strese gerek yok keyfine bak diye nasılsa olacak oluyor :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. kesinlikle stres boşunaymış her şey olup bitiyormuş :D

      Sil
  3. hayırlı olsun, bir ömür mutluluklar

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Çok çok teşekkür ederim =)

      Sil
  4. profilinde zaten fotoğrafın varken kına fotonda yüzünü kapamaya çalışmanın mantığını açıklayabilir misin?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Şöyle ki, eğer blogları okuyorsan veya bir blog yazarı isen, sayfa içerisinde yayınlarda koyulan fotoğrafların başka sitelerde çalınarak kullanıldığını (yazıları ile birlikte veya yazıları olmadan) bilirsin. Profil olarak bahsettiğin sanırım blog headerım, ki ondaki fotoğrafım efektli, photoshoplu vs. kullanılacak dahi olsa nereye ait olduğu belli. Ancak kına fotomu vs alıp herhangi bir alış veriş sitesi veya öyle bir yer "kınalık modellerimiz" vs diyerek kullanabilir en basitinden, bilmem anlatabildim mi !!!!

      Sil
  5. ay ben okurken bile heyecanlandım ve mekilam çok zevklisin bayıldım sana!

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. mia cığım =) çok teşekkür ederim sen de çok zevklisin ve tatlısın :D

      Sil
  6. ne kadar ince düşünmüş uğraşmış ve çokda güzel başarmışsın!bravo sana mekilam harikasın.
    vee hem bindallı hem tarlatanlı kına elbisesi içinde muhteşem görünüyorsun.maşallah sanaaa...

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. oooyyy canım beniiim çok teşekkür ederim şımarıyorum bak :D

      Sil
  7. Merhaba, hayırlı olsun. Kına afişinin boyutlarını kaça kaç hazırladınız acaba ?

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. merhabalar, teşekkür ederiz, afişin boyutları 2,5 - 1,5 metre şeklindeydi.

      Sil
  8. Blogunuzu yeni gördüm ve inceledim emeğinize sağlık gerçekten...benim blogum olan Cennetinmutfagi.blogspot.com ada sizleri bekliyorum...

    YanıtlaSil
  9. Blogunuzu inceledim. Yazılarınızı keyifle okudum. Ellerinize kaleminize sağlık. Takibe aldım blogunuzu. Keyifle yazılarınızı bekleyeceğim

    YanıtlaSil

1yorum = 1tebesüm, yorumun için teşekkür ederim, beni çok mutlu ettin =)
Google hesabınız yok ise, yorum yapmak için Adı/URL kısmını seçip yorumunuzu bırakabilirsiniz =)