31 Temmuz 2013 Çarşamba

Çekiliş Sonucu

Katılma durumu net olmayıp da maille ulaştığım arkadaşlar ve son anda dahil olan arkadaşlarla birlikte net çekiliş listesi şu şekildeydi;

1- Miyav kedicik
2- Güner Yapku
3- ada ve deniz
4- ebru bayrak
5- pervin
6-jasea
7- perihan
8-susamcorekotu
9- azize
10- kırmızı evin cadısı
11- Funda ceyhan

Ve random.org 'da yaptığım çekilişin sonucuuuuuuuuu;

1 numaralı sırada yer alan arkadaşımız, Miyav Kedicik ! 
Tebrik ederiiiiiiiiiim =)

Yıldız Çalışkan arkadaşımızı yorumunda netlik olmadığı için ve mail ile kendisine ulaşmaya çalıştığım halde başaramadığım için dahil edemedim.
Kazanan şanslı arkadaşımız bana mekilaningezegeni@gmail.com adresimden ulaşırsa hediyesine nasıl kavuşacağına dair ayrıntıları bilgileri paylaşabiliriz.
Katılan yorum bırakan herkese çok teşekkür ederim. 
Devamını oku...

30 Temmuz 2013 Salı

Hediye Çekilişi İçin Son Şans


Bildiğiniz gibi, sentetik keçeden yaptığım bir çantayı hediye olarak verdiğim çekilişe katılma süresi bu gece 23.59' da doluyor. Çekilişe katılmayıp , dahil olmayı isteyenler, ayrıntılara sağdaki resme tıklayınca ulaşabilirler. Şu an için çekiliş yazıma yorum bırakan kişi sayısı 11, ancak bunlardan 2 kişinin katılmayı isteyip istemedikleri yorumlarından net bir şekilde anlaşılamıyor. Kendilerine ulaşmaya çalıştım, mail yoluyla durumu netleştimelerini rica ettim. 
Bu belirsizlikle birlikte kesinleşmemiş çekiliş listesi ve sıralaması şu şekilde;

1- Miyav kedicik
2- Güner Yapku
3- ada ve deniz
4- ebru bayrak
 <............yıldız çalışkan
5- pervin
 <.............jasea
6- perihan
7-susamcorekotu
8- azize
9- kırmızı evin cadısı

Katılım süresi dolana dek bu sıralama, yeni dahil olmak isteyen arkadaşlardan dolayı değişebilir. Ok işaretleri ile belirttiğim yerlere sahip olan kişiler daha önce belirttiğim gibi, katılım durumlarını netleştirmelerini rica ettiğim arkadaşlar. 
Kesin liste ve çekiliş sonucu, katılım süresi bitiminde mümkün olan en kısa zamanda açıklanacaktır. 
Herkese bol şans :)

Devamını oku...

26 Temmuz 2013 Cuma

Gelinlik Arayışı ve Stres Halleri


Merhabalaaaar...
Konu başlığından da anlaşılacağı üzere pek bir streslerdeyim. Temmuz ayı da bitiyor ve geriye, hmm bakıyım Ağustos, Eylül, Ekim ! Tanrım 3 ay kalıyor ve ben halen gelinlik bulamıyorum. Hayır, tabi ki gelinlikçi çok var ama düşündüğüm, düşlediğim gelinlik yok, ona yakın olan bir gelinlik dahi yok =(  Aslında biliyordum birebir aynını bulamayacağımı ancak ,benzerine de razıydım. Belki de çok fazla gelinlikçi gezdiğim, fazla gelinlik denediğim için mi kararsızlığım, kendimi çıkmazda hissedişim bilmiyorum. Çok seçmek, çok titiz düşünmek , her şeyi planlamaya çalışmak oldukça yorucu. Çevremden daha önce evlenen arkadaş veya kuzenlerim "Hepsi geçiyor ,düğün oldu mu olmadı mı onu dahi anlayamıyorsun, stres yapma." deseler de elimde değil. 
Genelde erkekler pek anlamlandıramazlar düğün zamanı yaşadığımız stresleri, kararsızlıkları, ince ayrıntılar üzerindeki saatler alan düşünmelerimizi. Onlara göre tüm gelinlikler beyaz kabarık bir elbisedir, aynıdır. Aslında tüm bu karmaşıklığın bağlı olduğu düğüm noktasını bilseler belki kendileri de sakin ve stressiz olabilecekler. O düğüm noktası ise bayanların, çocukluklarından bu yana kendilerini 1 günlüğüne de olsa prenses gibi düşledikleri günü, yani yıllardır ayrıntılarını hayal ettikleri rüyayı somutlaştırırken eksiksiz olmasını dilemeleri. 
Bir zamanlar çok meşhur olan eski bir diziyi izlemekteyim şu sıralar; bilenler bilir ,"Friends". İşte geçenlerde 5.sezonunda yeralan bir bölümünü izlerken tam da bahsettiğim konuya açıklık getiren bir diyalog oldu.(Düğün, gelin, gelinlikle alakalı algıda seçiciliğim de oldukça arttı şu sıralar =) )
Evlenmek üzere olan Ross, nişanlısının 1 gün sonra yapılacak düğünü başka bir zamana erteleme isteğine anlam veremez  ardından bu durumu kız kardeşi Monica ile paylaşır. Ve kızkardeşi oldukça hoşuma giden bir cevap verir, 

"-Sen bu düğün için ne zamandır hazırlık yapıyorsun?
- hmm, 30 gün
-Yani 1 ay, ancak o, küçük bir kız çocuğu olduğundan bu yana hazırlanıyor, kafasına beyaz bir eteği ters çevirip taktığında dahi bu hayal, hazırlık vardı. "

Bunu duyduğum an kocaman bir kahkaha attım, eminim sizde de bir tebessüm yaratmıştır hanımlar =)
Yani düşünsenize hangimiz çocukken, kafamıza bir örtü veya etek takıp duvak vs olduğunu düşlemedik ki =)
Şimdi de elimde, hayalimdeki gelinliğe dair bir fotoğraf var ve sanırım artık hazır olanlardan ümidimi kesmeye başlıyorum. Hiç istemesem de o fotoğraftaki gelinliği gerçekten dikebilecek bir terzi arayışı içindeyim. Daha önce yazmıştım dikim prova vs uğraşmak istemediğimi, ancak mecburi olarak durum, o yönü gösteriyor. İşte bu yüzden Adanalı okuyucularımın yardımına ihtiyacım var.  Bildiğiniz, gerçekten işinin ehli dediğiniz ve tavsiye edebileceğiniz bir gelinlikçi (terzi) varsa lütfen benimle paylaşın. Ve aslında yorum yazarak daha sonra bu yazıyı okuyabilecek bir çok gelin adayına da yardımcı olmuş olacaksınız.
Şu an benim için en büyük çözüm bekleyen problem gelinlik, onun dışında tabi ki; ayakkabısı makyajı, buketi, müziği vs daha neler neler var düşündüğüm. Ancak hepsini birden düşündüğüm zaman yukarıdaki resimde yer alan hal, aşağıdaki hale dönüşüyor. 


Aaah ah meğerse ne karışık ne stresli konularmış evlilik hazırlığı, düğün telaşesi. Bazen öyle bir noktaya geliyor ve tıkanıyorum ki, o noktadan çıkışı bulmaya çalışmaktansa yeniden fizik bölümünü okumayı göze alabilirmişim gibi geliyor. 
Ancak gelinlik problemine çözüm bulamayışımdaki en büyük etkenler sanırım; ışıltılı taşlar, pullar, aşırı derecedeki gereksiz dantellerle bezenmiş modellerin "Sade bir gelinlik bakıyorum" dememe rağmen gözüme gözüme sokulması, denemem için dayatılması ile alakalı. 
Adana'da yoğun bir şekilde çok aşırı derecede şatafatlı gelinlikler var, ancak bunun nedeni de arz talep meselesi onun da farkındayım. Fakat sade gelinlik yok ki insanlar o şansını da bir denesin. Mecbur içlerinden seçmek durumunda kalınıyor. "Sade istiyorum" dedikçe "Aaaa gelin ışıltısız olur mu?" sözünü duymaktan bıktım, bir daha bu cümleyi duyarsam "Benim hayalimde, benim dünyamda, benim isteğimde oluuuuuuuuuuur." diye bağırmaktan korkuyorum. Çünkü buna yakın bir diyaloğu yaptım. Adana'nn aşırı sıcağında stres içinde dolaşıp gelinlik ararken girdik bir gelinlikçiye ve;

-Nasıl bir model arıyorsunuz?
-Sade, taşsız vs
-Şu nasıl?
-Hayır hayır, o çok pullu
-Peki şu?
-Yo, hayır, daha sade.
-Ama gelinlik dediğin de birazcık parıldamalı ışıldamalı.
-Gelinlik değil, ben ışıldayayım, ben parıldayayım olmaz mı!!!!!

diyiverdim. Pişman mıyım, elbette, sonuçta ters cevap vermekten hoşlanmıyorum, kalp kırmak hiç iyi değil ama işte bir noktada artık dayanamıyor insan. 
Sanırım havaların serinleyip Adana sıcağının gittiği zaman arayışlarıma devam etsem iyi olacak, ancak o zaman da çok geç kalmış olurum gibi geliyor, zira Adana sıcağı eylül, ekim demeden gitmez =(
İşte durum bu, gelinlikçi tavsiyenize ihtiyacım var, yardımcı olursanız sevinirim. Merak etmeyin tavsiye ettiğiniz yere gidip sorun çıkarmayacağım, elimden geldiğince sakin durmaya çalışırım, söz =)
Devamını oku...

20 Temmuz 2013 Cumartesi

Keçe Oyuncak Bebek


Yayın başlığı kısmında oyuncak bebek yazınca; çocukluğum ve o zamanki oyuncaklarım aklıma geldi. Ki o, oyuncaklarım şimdi dahi tertemiz ve gayet iyi durumdalar.Böyle söyleyince kulağa hoş gelen bu durum aslında çocukken oyuncaklarımı pek paylaşmayışımdan, genelde de yalnız kaldığımda onlarla oynamayı tercih etmemdendi =) Ha ha ha =) yıllar sonra bir itirafta bulunmuş oldum. Bu özelliğim halen devam ediyor sanırım, yani eşyalarımın başkalarının deyişiyle "kıymetli" olması. Aslında konu kıymetli olması değil, benim biraz titiz, düzen düşkünü, kendime özgü kuralcı bir yapım olmasıyla alakalı.
 Çocukluğuma dair çok isteyip de o zamanki imkanların yetersizliği dolayısı ile edinemediğim 2 oyuncak vardır hayalimde ve halen şöyle dememe sebeptirler "Bir gün alacağım" .
Bir tanesi, yıllar önce yeni yeni çıkmaya başlayan Barbie bebekler için yapılmış Barbie evi ve büyük porselen bir bebek.
Ancak porselen bebek aşkım daha fazla olmalı ki bu hasretimi, mini minnacık avuç içi kadar bir porselen bebek alarak gidermeye çalışmıştım.
Bu konu böyle uzar gider ben asıl konuya döneyim =) Bildiğiniz gibi keçeden bir çok çalışmam oldu ancak ilk defa bir oyuncak bebek yaptım. Bu nedenle de hatalarım oldukça fazla. Özellikle de keçelerde kullanılan ve benim de çok sevdiğim dış dikiş, fotoğraflardan da göreceğiniz üzere böyle büyük boyutlardaki bir çalışma için pek simetrik olmadı. Peki bu oyuncak bebeği kimin için yaptım? Tabi ki yeğenim Ela kuzucuğum için =)


Henüz hazırlanma aşamasında, yalnızca bebeğin saç kısmını yaparken dahi kuzucuğumun; "Bebeeee" şeklindeki sevincinden dolayı da yapımını bitirmek için biraz acele ettiğim ve bunun da olumsuz etkilerinin olduğu bir gerçek.


Kuzucuk, oyuncak bebekleri kucaklamayı çok seviyor ancak genellikle çok ağır oluyorlar. Bu bebek işte tam da bu yönden oldukça iyi bir çözüm olacak bence. Çünkü kucaklayabilinecek kadar büyük ancak elyaf dolgulu olduğu için de gerçekten çok hafif. Tamamlanmış halini henüz görmedi Elacığım ve gördüğü zamanki ilk tepkisi ise eminim tüm yorgunluğumu unutmamı sağlayacak.

NOT:  Keçeden el yapımı çanta hediye ettiğim çekilişe katılmak isterseniz , sağdaki fotoğraftan aradığınız çekilişin ayrıntılarına ulaşabilirsiniz.
Devamını oku...

9 Temmuz 2013 Salı

Düğün Fotoğrafçım

Düğün hazırlığında, çeyize dair alış verişleri biraz yavaşlatmış da olsak, yapılması gereken diğer konuları adım adım netleştirip belirlemeye devam ediyoruz. Henüz 4 ay olmasına rağmen çalışmayı tercih ettiğimiz fotoğrafçıyı da belirledik. Ne olur ne olmaz, istediğimiz gün dolu olur diye erkenden de takvimdeki yerimizi ayırttık.
Daha önce de oldukça titiz ve ince eleyip sık dokuyan, seçenekleri araştırmadan karar veremeyen, planlı bir yapım olduğundan bahsetmiştim.Ve fotoğrafçı seçimim de bu şekilde oldu, uzun süredir çalışmalarını beğenerek takip ettiğim, işini severek ve özenle yaptığı heyecanından belli olan biri.
Hatta bir ara blog headerım için çalışmayı düşünüp de sonrasında uygun zamanı bulamayışımdan dolayı, bu hakkımı düğün fotoğraflarımın çekimine kullanmaya karar verdim.


Genç yaşına rağmen oldukça profesyonel ve başarılı çalışmalara imza atan fotoğrafçımız Emre Şekeroğlu
 ; 2 Mart 1988 Adana doğumlu. Fotoğrafa ilgisi ilk olarak lise yıllarında başlamış . Mehmet Akif  Ersoy Üniversitesi'nde eğitim gördüğü yıllarda Hikmet Tolunay MYO'nda fotoğraf kulübü kurarak fotoğraf eğitimi vermeye başlamış. Eğitim verdiği kişilerle "Bucak'ta Sanayi" konulu bir de sergi açmış. Anadolu Üniversitesi Uluslararası İlişkiler Bölümü'ndeki eğitimini de tamamlamış olarak, şu anda profesyonel anlamda fotoğraf ve video çekimlerini sürdürmekte.



Yalnızca düğün çekimleri yapmıyor tabi ki; nişan, doğum, bay- bayan model katalog çekimleri, endüstriyel çekimler ve daha fazlası için Emre beyle görüşmenizi tavsiye edebilirim. Görüşün  ki çekilen fotoğraf karelerinin albüme dökülen güzel anılar olmadan önce emek dolu ne tür dokunuşlardan geçtiğini ve yapacağınız seçimlerin ne denli doğru ellere emanet edileceğini görün. 


Tahmin edeceğiniz üzere burada Emre Beyin bütün çalışmalarını yayınlamamın imkanı yok ancak siz 
Emre Şekeroğlu Facebook sayfası ndan daha fazla ve detaylı karelere ulaşabilirsiniz. Yaklaşık 4 ay sonra bizim de düğün fotoğraflarımızı oradan görebilirsiniz =)

"Her Fotoğraf Bir Aşk" konulu fotoğraf yarışmasında sergilenen çalışması

Biz gidip görüştüğümüzde dilersek çekimlerin düğün sonrasında , zaman kısıtlaması olmadan başka bir gün de yapılabileceğini belirtse de Emre Bey, ben yeniden hazırlanmayı ve o koşturmacayı yeniden yaşamayı açıkçası göze alamadım. Ancak siz, böyle bir seçeneğiniz olduğunu ve buna göre zaman mekan sınırlaması olmadan hayallerinizdeki fotoğraflara kavuşabileceğinizi de akınızda bulundurun derim.



Kısacası siz, ölümsüzleştirmek istediğiniz anları belirleyin, bu anları hatıralarınıza eklemeyi Emre Şekeroğlu'na bırakın derim.



Devamını oku...