25 Haziran 2014 Çarşamba

Dağılcak - Kozan Kalesi

Merhaba.
Endişelerim ve çözüm arayışlarım nedeni ile gecikmiş olan yazılarımı yetiştirme çabalarım ile yine buradayım. Bazı yayınlarımda yer alan fotoğrafların görüntülenmeme problemi oldukça canımı sıkmakta. Başlangıçta bu sorunun Google'ın sağladığı depolama alnını doldurmuş olma ihtimalimden kaynakladığını düşünüp, "Acaba her yeni eklediğim fotoğraf ile eski bir fotoğrafım mı siliniyor ?" gibi garip bir düşünceye kapılmıştım. Bunu dile getirdiğimde beni aydınlatan blog yazarı arkadaşlarıma da buradan çok çok teşekkür etmek istiyorum. Yazımı okuyup geçmemiş, değerli zamanlarını verip bir nebze de olsa rahatlatıcı yorumlarıyla sakinleşmemi sağlamışlardı. Anladığım kadarıyla bu problem bir kaç blogcu arkadaş tarafından da dile getirilmiş. Bloglar bir yana başka başka sayfalarda da resimlerin görüntülenemediğini farkettim bu süreç içerisinde. Dilerim bir an önce çözüme ulaşır. 
Bir iki hafta kadar önce eşimin bir akrabasının düğünü nedeni ile yolumuz yine Kozan'a düştü. Düğün öğleden sonra olunca belki biraz gezeriz düşüncesi ile sabah erkenden yola koyulduk. Kozan merkeze girmeden yola düz bir şekilde devam ettiğinizde önce karşınıza kocaman kocaman dağlar, ardından incecik bir set köprüsü çıkıyor. İşte tam da o bölgede aracınızı sağa çekip manzaraya şööööyle bir bakabileceğiniz araç park alanı var.
Solunuza baktığınızda işte bu güzel görüntü ile karşılaşıyorsunuz. Rotamız Dağılcak idi ancak dönerken bu fotoğrafta gördüğünüz göl manzaralı kafeye de bir kaç dakikalığına uğrayıp, daha önce midelerimize kavurma eşliğinde yaptırdığımız bayramın ardından bir de güzel melengiç kahvesini içerek iyice mutlu olduk. 
Manzaranın etkisinden kurtulup "Hadi yola deva edelim" dediğinizde çok uzak olmayan bir mesafe ardından Dağılcak' a ulaşmış bulunuyorsunuz. Yol içerisinden geçtiği için dıştan pek anlaşılmayan mekanı, sohbete dalıp veya hızlı giderken (ki hız yapmayın manzaranın tadını çıkarın tavsiyemdir) kaçırmamak için yolun sağ kenarına bakıp bol yeşile bürünmüş bir yere karşı tetikte olun. Zaten hemen yanında otoparkı  bulunmakta. Otoparka girdiğinizde görevli size; "Restauranta mı yoksa kendi pikniğiniz için mi geldiğinizi" soracak olursa bu iki seçeneği şöyle izah edeyim. Şayet aşağıdaki fotoğraflarda görünen sular içerisindeki ahşap masalı çardaklı yerde oturmak istiyorsanız restaurantı tercih etmeniz gerekmekte. Sonraki fotoğraflarda da göreceğiniz ahşap köprü önünden geçen çocukların yer aldığı kısım ise kendi mangalını pikniğini yapmak isteyen kişiler için ayrılmış olan yer. 


Biz piknik planımızı bir sonraki yazımda bahsedeceğim başka bir mekana bıraktığımız için restaurant kısmına geçtik. Aşırı titizlik vs gibi durumlarınız yok veya çok lüks bir ortam değilse beklentiniz, su sesi eşliğinde, yeşillikler içinde soluklanalım, güzel de bir kavurma yiyip karnımızı doyuralım derseniz uygun bir yer. Ancak su kenarı (veya ağaç tepesinde) bir masaya oturmak isterim derseniz kesinlikle erkenden gitmeniz gerekmekte. Çünkü özellikle de haftasonları oldukça kalabalık olmakta.Öyle ki ilk geldiğimiz an aracımızı park etmek için otoparkta yer bulabilmişken giderken gördük ki yol kenarları dahi park edilmiş araçlar ile doluydu. Bizim ilk durak olarak burayı belirlememizdeki nedenlerden birisi de buydu. Sakin olduğu bir anda yemeğimizi yiyip ardından başka mekanlara geçtik. 

Bu da yediğimiz kavurma efendim :) Masaya öncelikle yeni ve kocaman bir, mekan reklamı içeren kağıt örtü seriliyor zaten her müşteri ardından da bu örtü derlenip toplanarak çöpe atılıyor. Sonrasında içecekleriniz, salatalarınız, ekmeğiniz ve assolist olarak da kavurma tavanız geliyor. Başlangıçta 4 kişi nasıl doyacağız bu kadar yemekle şeklinde bir düşünce oluştu bende (ki aç olduğum zaman canavara dönüşmekteyim) fakat gördük ki gayet de iyi doyulabiliyormuş :) 

Evet, yukarıdaki fotoğraflarda gördüğünüz, çocukların önünden geçtiği ahşap köprülü kısım dediğim yer de işte burası. Kendi mangalını pikniğini yapmak isteyenler için de bir kaç masa mevcut, ancak dediğim gibi çok kalabalık olmadan erkenden gidin ki tadını çıkarabilesiniz.
Dağılcak'ın ardından melengiç kahvesi içtiğimizi belirttiğim yer ise burası. Dilerseniz tekne ile göl gezintisi de yapabiliyorsunuz. Göl manzaralı bu kafeye ulaşmak için önce dik ve bol basamaklı merdivenleri inmeniz gerekmekte. İniş problem yaratmasa da çıkışta yorucu olabiliyor :)


 Buraya şimdiye dek 2 defa uğradım her defasında da mutlaka ya düğün ya da nişan fotoğraflarının dış mekan çekiminin yapıldığını gördüm. Bir ilçe için gayet güzel ve fotoğraf çekimi için uygun bir ortam.

Veee yanında minik lokumları ile gelen melengiç kahvelerimiz. İçmeden önce ön yargılıydı düşüncelerim taa ki ilk yudumu alana dek. Hatta garson daha fincanları servis ederken ,ben bu içtiğim ilk yudumun etkisi ile " Aaa gayet de güzelmiş hatta çok güzel olmuş yahuu bu kahve" diyiverince garsonun küçük bir tebessümü ile kafede olduğumuzu anımsayıp toparlandım =)

Gerek nişanlılık gerek evlilik dönemimde sıkça geldim Kozan'a ama bir türlü fırsat bulup da kaleye çıkmamıştım. Böyle bir manzarası olduğunu bilsem sanırım hiç durmazdım. Dar ve virajlı kısa bir yolculuktan sonra Kozan Kalesi'ne çıktığınızda bildiğim kadarı ile belediyenin işlettiği bir kafe de burada mevcut. Sıkma dahi yapılmaktaaaa :) Biz akşam saatlerine doğru gidince sıkma şansımızı kaybetmiştik , bir dahaki sefere diyip Türk kahvemizi manzara ve püfür püfür esen rüzgarlar eşliğinde içip dönüş yolumuza koyulduk. 
Kozan'a yakın bir yerlerde yaşıyorsanız ve bir fırsat bulup da nefes alabileceğiniz bir kaç saat imkanınız olursa güzel zaman geçirebilirsiniz bu mekanlarda.
Sonraki yazılarımda görüşmek üzere, mutlu günler :)

Hiç yorum yok :

Yorum Gönder

1yorum = 1tebesüm, yorumun için teşekkür ederim, beni çok mutlu ettin =)
Google hesabınız yok ise, yorum yapmak için Adı/URL kısmını seçip yorumunuzu bırakabilirsiniz =)