22 Ocak 2014 Çarşamba

Keçe Fotoğraf Aksesuarları

    Uzun zamandır kendim için yaptığım çalışmalar dışında keçe ile alakalı her hangi bir şey yapmamış ve gelen çoğu siparişi de geri çevirmekteydim. Gerek düğün öncesinde gerekse sonrasında oldukça fazla sipariş mesajları geldi ;  elimde olmadan, yoğunluk dolayısı ile kabul edemedim. Bunun için üzgünüm.
Ancak, yakın bir zamanda ( İzmir'e gitmeden önce ) yine böyle bir sipariş ricası içeren mail aldım ve nedendir bilmem olumsuz cevap veremedim. İzmir sonrasında salgından etkilenmiş , üşütmüş, rahatsızlanmıştım. Güç buldukça santim santim de olsa hazırlayıp, yolladım istenenleri.
     "Yahu hasta hasta uğraşılır mı" diyeniniz olabilir, evet uğraşılmıyor kesinlikle ve cidden kendimde hal buldukça bir kesik iki kesik diye diye hazırladım, ama ben bir şey için bir tarih veya vaat sunduysam bunu üzerimde dağ gibi yük görürüm. Ateşlendim, akşam vakti kalktık acile gittik benim aklımda hala sipariş ; bir yandan ateş kıvrandırıyor , bir yandan da "Ya ölüverirsem? Hadi öldüm tamam da yahu söz verdim hazırlayacağım dedim, şimdi ölsem kalsam sözünü tutmadı sanılacak" düşüncesi beynimi kemiriyordu. Ne zaman ki bitirdim çalışmaları , verdim kargoya paketi kafam rahatladı.
     Daha önce yazdığım Kına Gecesi ve Detaylar başlıklı yazımı okuyan ve kendisi de şu sıralar nişan hazırlığında olan Zehra hanım , kına gecemde fotoğraf çekimini daha eğlenceli hale getirmek maksadı ile yaptığım keçe aksesuarlardan edinmek istediğini belirtti. Dilediği sayıda ve modelde hazırladığım aksesuarların sonucu da işte bu şekilde oldu.


Dostlarım ve arkadaşlarımın bana söylediği gibi ; evlilik öncesi olan bu tatlı telaşların, güzel anların, elinizden geldiğince, olabildiğince tadına varın Zehra hanım. 
Gülümsemelerinizi  ölümsüzleştireceğiniz mutlu karelerde benim de bir katkım olmasını sağladığınız için teşekkür ederim. 
Mutluluklar dilerim.
Devamını oku...

18 Ocak 2014 Cumartesi

Kem Gözler ve Gecikmişler

Merhabalaaaar
Düğün sonrası evliliğe adapte olmak , hastalık geçirmeler, yemek davetlerine gitmeler vs vs vs derken yine günler haftalar geçmiş. Her daim aklımda blogum, ancak ya fırsat olmuyor ya da fırsat olunca bir başka engel çıkıyor. Nerede eskiden her gün yeni bir yazı paylaşan Mekila =(
Meşhur grip salgınından biz de etkilendik efendim Pekmezli portakal suyu mu içmedim, hap gibi tüm tüm sarımsak mı yutmadım, ama işte olacak olanı engelleyemiyorsunuz ne yapsanız da. Ayın 10 unda İzmir 'e gitmiştim, gitmeden önce de geniz yanması şeklinde grip belirtileri vardı sonrasında 2 gün hapşırık dışında ve hafif burun akıntısı dışında bir problem yoktu, fakat Adana'ya dönüşün hemen ertesi gün iş ciddileşti. Haberlerde duyuyorduk da ,bazı şeyleri yaşayıp görmedikçe uzak geliyor insana. Salgın, aman dikkat, herkes etkilendi deniliyordu da ,uçakta sağımdaki solumdaki herkesin hapşırıp burnunu sile sile pancara dönüştürdüklerini görünce doğruymuş yahu dedim. Halen de iyileşme çabasındayım , aynı dertten muzdarip olanlara da geçmiş olsun diyeyim.
Aaah ah nerden başlasam, en son kuaför konusunu paylaşmışım sizlerle ama sonrasında daha neler vardı neler. Ama bilenler bilir araya zaman girdiğinde yazacağım denilen çoğu nokta da kaybolup gidiyor. Aslında yazacaklarımda da bundan sonra daha dikkatli olmaya karar verdim. Evlendiğimden beri küçük küçük de olsa rahatsızlıklardan kurtulamaz oldum. Nazara aşırı derecede inanırım ve ayrıca hiç de anlamam insanlar neden nazar eder.


Hiç kimseden farklı bir yaşantım yok, tek fark yazmayı seviyorum; gördüğüm renkli ayrıntıları , yapmayı sevdiğim şeyleri (pasta, keçe, diy .. vs) fotoğraflayıp kalıcı hale getirmek, kendimce bir şeylere neşe katmak hoşuma gidiyor. Ha böyle diyince de Polyanna gibi tamamen pozitif, Heidi gibi zıp zıp koşan gülen biri sanılmayayım aman ! Gayet negatif olduğum zamanlar da var ama bunlar da yazılmaz ki arkadaş buralara. Düşünsenize birileri "İki dakika nete gireyim de bişiler okuyayım" diyecek olsa, bloguma gelse, ben de yazmış olsam negatif negatif. Ayyyh içim karardı bunaldım der çıkar gider. Zaten yaşam koşulları yeterince gri yapıyor hayatı. "Bakın şurada bir iki renk var" dediğimizde sanki limuzinlerim yatlarım katlarım varmışcasına nazara geliyorum.
Kimse kimseyi tutmuyor; siz de mutlu olun küçük şeylerle, siz de hayal dünyanızın renklerini somutlaştırın. Köşede kös kös oturup da nazar ile negatiflik ile başkalarının da enerjisini almayın.

Karikatürde yalnızca annelere değinilmiş, ancak bence nazarcı insanlar da aynen böyle kara delik gibiler  =)

 "Nasıl daha mutlu olabilirim, nasıl daha çok güzel şey görür gözlerim dünyaya bakarken." diyeceğinize , "Aaaa şunu yapmış, aaa bunu yapmış, ayy bende neden yok" diyip durmayın. Karşınızdaki insanları düşünmüyorsanız kendinizi düşünün bari. Negatif işlerle uğraşmak kişiyi daha çok yorar, daha çok yaşlandırır. Ben daha ne diyeyim size =)
Neyse efendim kem gözlüler konusunu kapatıp gecikmişler konusuna gireyim. 
Yazının başlangıcında da belirttiğim gibi artık her şeyi daha bir dikkatli düşünerek yazmak durumunda olacağım. Öyle ki hep söylüyordum ev dekorasyonum ile alakalı ayrı bir yazı yazacağım diye. Ancak onu da 
yaparsam artık vah halime. O nedenle bu konuda küçük detaylar dışında ayrıntılara ne yazık ki yer veremeyeceğim.
Oysa ki aynı şekilde sürpriz veya kutlama yapmayı düşünenler için fikir olur diyerek yazmak istediğim; eşimle evimizde kutladığımız ilk doğum gününe dair bir yazı da vardı , yaptığım özel yemek tarifinden, masa süslemesine, aldığım hediye ve sürpriz pastasına kadar. 
Geçtiğimiz çarşamba usuldendir, adettendir, iyi olur diyerek biz de fazla kalabalık ve abartı olmamak kaydı ile bir duvak mevlüdü yaptık. Malum grip salgınından dolayı gelen misafir sayım hayli azdı ama önemli olan tabi ki dualardı.


Yukarıdaki fotoğrafta da anneciğimin el emeği göz nuru yazma (örtü,eşarp) keselerini görmektesiniz.Gelen misafirlerimize bu hediye keselerinden verildi. 

Dekorasyon detaylarına yer veremesem de bir de gecikmiş diğer bir konu eşyalarımızın gelmesi.
Şimdi fotoğraflara bakınca ne de çabuk geçti zaman diyor insan. Oysa ki önceleri "Nasıl bitecek bu işler nasıl yerleşecek" diyip dururdum.  

Bu fotoğrafı balkonumuzdan çektim, ayy ne korkutucu idi eşyaların bu şekilde çıkartılması. Daha önce apartmanda oturmadığımız için alışkın değilim yüksekliğe =)
Biz yatak odası, yemek odası ve salon takımımızı Saloni ' den aldık.


Kendilerini buradan yeniden tebrik ediyorum ki şu gördüğünüz küçücük araçtan 2 oda dolusu eşya çıkardılar =) Biz teslimat için yola çıktık geliyoruz dediklerinde heyecandan pencerede bekler olmuştum. Sonra uzaktan aracı gördüm ardında da vinç. "Allah Allah sadece koltuklar mı geliyor ki başka araç yok mu" demiş, sonrasında da görevliye tüm eşyalar geldi mi diye sorma gereği duymuştum. Çünkü mağazada baktığımızda oldukça büyük ebatlardaydı eşyalar. 


Sonra işte böyle koli koli paket paket çıktı odalarına göre seçilip yerleştirildi her şey. Allah'ım puzzle gibiydi, merakla sonucu görmeyi bekliyor, bekledikçe de zaman geçmiyordu montaj esnasında.


Bir de sürpriz hediyeleri vardı Saloni 'nin bize, 1 adet havlu, 2 adet alez ve Bursa'dan gelmiş özel kestane şekerleri, ıslak mendilleri dahi yanındaydı =) Bildiğiniz gibi Saloni Bursa İnegöl merkezli bir firma, eee mobilyalar oradan gelince bir de kestane şekeri iliştirmişler. Her bir hediyeye çok sevindim ancak kestane şekerine çok çok çok daha sevindim. Bir kestane şekeri ile insanın da gözüne girilir miymiş demeyin, vallahi başardılar =) Bu arada bir teşekkür de Saloni Adana şubesi çalışanlarına ve Serhat beye diyelim.


Ev dekorasyonumuzu detaylar ile paylaşmıyorum ancak küçük ayrıntılara da yer veriyorum. Bende biraz antikaya, eski eşyalara merak vardır. İşte bu yüzden bu fotoğrafta gördüğünüz 3 obje de eski =) Mesela öndeki uçak maketini babam yıllar yıllaaaaaaaar önce lisede okurken hazırlamış. Gaz lambası da oldukça kötü halde idi sağ olsun annem pırıl pırıl yaptı. Diğeri de çok eski bir çakmak. 


Bu da yeni evimizde yaptığım ilk yaş pastam =) 
Şimdilik bu kadar efendim, kendinize çok iyi bakın, salgına yakalanmamaya çalışın, mutlu haftasonları dilerim.
Devamını oku...