29 Eylül 2014 Pazartesi

Keçe Cep Telefonu Kılıfı - Minion

Keçe ile bir çok çalışma yapmıştım, bunlara bir yenisini ise; telefonuma kılıf hazırlayarak ekledim. Aslında kılıfı yapalı hayli zaman oldu, bu süre içerisinde oldukça eskidi, çok işimi gördü. Camı çizilir diyerek saatindeki jelatini dahi uzun süre çıkarmaya kıyamayan psikopat ben için oldukça önemli bir aksesuardır telefon kılıfı. Yalnızca telefon ve saat için değil bu jelatin takıntısı; kullanışına, görüntüsüne, fonksiyonuna bir zorluk çıkarmadığı sürece herhangi bir makinenin, aksesuarın vs koruyucu jelatininin kendisi düşmediği sürece üzerinde kalması taraftarıyım. Çizikler, lekeler vb ne yazık ki tahammül edemiyorum. 
İşte bu yüzden telefon için kılıf hazırlarken ne olsa ne olsa diye düşünürken " her gördüğümde gülümsememi veya içten içe mutlu olmamı sağlayacak bir şeyler olmalı" diyip Despicable Me adlı animasyon filmden en sevidiğim karakterler olan minionlarda karar kıldım. Bu küçük şapşallar için filmin kaç adet serisi olursa olsun izleyebilirim. 


Gerçekte animasyon filmlerinin çoğunu (kaliteli oldukça) sever ve izlerim. Şu sıralar anime ve manga çılgınlığım yeniden tavan yapmış olsa da tabi ki bilindik sinema ve yabancı dizi izleme alışkanlığımı da bırakmış değilim. Aah ah dizi demişken; Fringe den sonra yerini olduracak yeni bir tane ne yazık ki henüz bulamadım. Az da olsa dikkatimi çeken ve Benedict Cumberbatch' ın hayat verdiği Sherlock 'u ise henüz bitirdim. Aslında serinin devamı gelecek o nedenle tam olarak bitirdim denilemez. Var olan bölümleri izledim diyelim, 
yenileri ise 2016 da !!!! Bildiğim halde böyle bir hataya nasıl düştüm :( Kesinlikle yeni bölüm beklemek yabancı dizilerde en sevmediğim unsur o yüzden sezonu bitmiş, finali yapılmış dizileri seçmek en iyisi.
Shameless da yine bir ara izlediklerimden ancak bir süre sonra (ki bu süre 4 sezon sonra oluyor) sıkmaya başladı.  Anime dizide ise Shingeki No Kyojin ardından başladığım bir kaç tanesi ne yazık ki onun da yerini dolduramadı. Şimdi yine hem anime dizi hem de yabancı dizi arayışım var. Anime telafisi için ise; güzel bir dizi bulana dek Hayao Miyazaki filmlerini bitirmeye çalışıyorum. Hepsi birbirinden farklı,
hayal dünyasına zenginlikler katan, görsel şölenli... 
Hazır bu konulara girmişken sizlerden küçük bir ricam olacak; bahsettiğim diziler hakkında bilginiz var ise az çok ne tür sevdiğimi anlatabilmişimdir. Sizin de izlediğiniz ve önerebileceğiniz "Bak bu süperdir, bayılacaksın, tavsiyemdir" dediğiniz yabancı ve anime diziler varsa lütfen benimle paylaşın :)


Telefon kılıfından bahsediyordum ama konu filmlere doğru geçiş yaptı. Eveeet ... Şu an eskidiği için yeni bir kılıf yapmayı düşünüyorum , onu nasıl süslerim hangi karakteri yaparım bilmiyorum ama bu postta bahsettiğim minionları, küçük şapşalları sevmemek mümkün mü? Keşke sadece onların yer aldığı bir film olsa diyorum, Youtube 'da kısa bir film buldum, çok eğlenceli :)
Özellikle de yavaşlatılmış andaki BAA- NAAA- NAAA dedikleri anda gülmekten artık bitik hale geldim. 
Herkese mutlu haftalar dilerim.

Devamını oku...

17 Eylül 2014 Çarşamba

Havuçlu Cezerye Topları

Fotoğraf makinesi ile fotoğraf çekip, onları bilgisayara yükleyip ardından ayarlayıp blog için yazı yazmanın gözüme dağ gibi göründüğü, çok yoğun geçen bir süreci geride bırakıp kavuşabildim size sonunda. Her gün yeni bir şeyler yazabildiğim blogumun eski halini özler oldum, ancak hayat koşturmacası işte . . . 
Bir kaç okuyucum instagram hesabım olup olmadığını sormuştu, açtım fakat elimde telefon olsa dahi her saniyeyi paylaşabilen birisi olamadım, şu an için çok az fotoğrafım var. Teknoloji güzel şey ancak sanal ortamda bir şeyler paylaşmaya çalışırken gerçek hayat kaçıyormuş gibi geliyor bana. Yine de sizin için elimden geldiğince blogdan güncellik sağlayamasam da instagramdan etkin olmaya çalışıyorum.
Bu arada, sonbaharın büyüsüne epey bir kapılmış durumdayım. Adana halen yaz günleri gibi sıcakları yaşatıyor. Buna rağmen Toroslar'dan toprak kokulu yağmur esintilerini yüklenip pencereden içeriye süzülen rüzgar, elimden tutup geçmişe götürüyor beni. İnsan zihni çok garip, eskiden tanıştığım birini görsem veya bir başkasından adını duysam kim olduğunu hatırlayamazken, söz konusu koku olunca ; anında ses görüntü replikleri ile tastamam yayınlanmaya başlıyor arşivimdeki nostaljik sinema filmim. İşte bu yüzden koku çok önemlidir benim için. Misal yağmur kokusu, çocukken sabah erkenden, gün ışımadan çıkıp okula gittiğim kışın soğuk ve yağmurlu sokaklarını , parfümler kişileri, portakal çiçekleri bahar akşamlarını, kimi yemek kokuları eski evimizi , fırından gelen taze ekmek kokusu ailecek yapılan kahvaltıları, deniz kokusu tatil zamanlarını ...
Pencerenin karşısına oturup ayaklarımı uzatmak, kulağımda sevdiğim şarkılar ile esintinin elimden tutup tozlu fotoğraflar arasında gezinmeme yardım etmesini istiyorum. Biraz sakinlik, biraz soluk almak iyi gelir her zaman insana.


Sanırım yazı başlığındaki konuya gelmem iyi olacak, Google amcadan " Havuçlu cezerye topları " diyerek tarif için gelen okuyucular yazıyı okuyunca "Eee peki tarif nerede?" demesin değil mi :) Aslında tarif , bir çok yerde kolayca bulup okuyabileceğiniz basit , herkesçe bilinen bir tatlı. Ben içerisine bir kaç küçük ekleme yaptım hepsi bu. Temelde havuç, şeker ve bisküviden oluşuyor. Yaptığım eklemeler ise; vanilya, tereyağ, tarçın. 


Malzemeler
1/2 kg havuç
1 su bardağı şeker
1 paket vanilya
1 çay kaşığı tarçın
3 yemek kaşığı tereyağ
1,5 paket petibör bisküvi
hindistan cevizi

Hazırlanışı
Havuçları soyulup rendenin ince tarafı ile rendelenir, tereyağ eritilmiş tencerede rendelenen havuçlar suyunu bırakana dek pişirilir ardından şeker ilave edilip kıvamlı bir hale gelinceye dek kavrulur, ılımaya bırakılır. Bisküvileri dilerseniz rondoda dilerseniz elinizle parçaladıktan sonra yoğurma kabına alınır, üzerine ılıyan havuçları, tarçın ve vanilyayı eklenip iyice yoğurulur. Hazırlanan hamurdan ceviz büyüklüğünde parçalar koparılıp yuvarlandıktan sonra hindistan cevizi dolu bir tabakta her tarafı hindistan cevizine bulanır. Ardından buzdolabında, servis edilinceye dek dinlendirilir.

Siz tarifi not ederken ben de tavşan kanı bir bardak çay ile yağmur kokulu akşamın tadını çıkarmaya devam edeyim. 
Devamını oku...