13 Ağustos 2015 Perşembe

Geri Dönüş


Merhaba , merhaba , merhabaaaaa  =)  Ne de çok özlemişim blogumu, bloglarınızı okumayı. Telefondan bağlanıp okumalardan, blogcuları instagramdan takip etmelerden, o küçük mobil ekrandan yakalayamadım bir türlü bilgisayar ekranındaki akıcı blog ortamını. Teknoloji , eski hayatlarımızdan çok şeyler alıp götürdü evet, ancak internetin, sanal ortamın cep telefonlarında oldukça yaygınlaşması bence en çok blogları olumsuz etkiledi. Fazla değil 1 yıl öncesinde  hangi blog ne yazmış, kim neler anlatmış, hangi konuya değinilmiş nasıl da takip ederdik bilgisayar ekranlarımızda. Çok daha fazla emek vardı, çek fotoğrafı altına yaz iki satırı değildi. Tecrübeler , fikirler, tavsiyeler, deneyimler daha uzun cümleler açıklamalar ile daha aydınlatıcı şekilde ve bence daha uzun süre tüketime müsait olarak yer alıyordu blog sayfalarında. Şimdi minik ekranlardaki kısıtlı fotoğraf boyutları ile çabucak kaybolan bilgiler veriliyor. Ne yazık ki blog yazan birisi olarak günü, gündemi, hayatın akışını takip edip, ayak uydurabilmek adına ben de yer aldım instagramda. Ancak paylaştığım fotoğraflar ; fotoğraf aşkı ile çekip yayınladıklarımdan ibaret. Ne özel hayatıma yani günlük yaşantıma yönelik, ne de blogdaki paylaşımlarım gibi değiller. İşin bir diğer kötü yanı bir çok blog yazarı gibi instagram ortamı benim blogumu da uzun bir sessizliğe , durgunluğa sürükledi. Dilerim bu ağır , kasvetli havadan, tozlarından bir an önce kurtulur blogcular ve yeniden hızlı akışlar ile yenilenir sayfalar.


Ah ah çok zaman geçti, bu zaman içinde de bir çok gelişme oldu elbette ama blog yazmanın bir eksi yönü de yazılmayan konuların bir süre sonra detay eksilmelerden kaynaklı yazılamaz hale gelmesi. O nedenle geri dönüş yapıldığında mecburen en güncel en net detaylı olan noktadan devam edilir yazılara.
Sakin , ruh yenileten , ilaç gibi gelen bir tatilden döndük ve oldukça yoğun bir çalışma  sezonu ardından , geçen yaza göre daha iyi geldi bu tatil dedi eşim de . Aynı fikirde olabilmek çok güzel çünkü ; sanırım en güzel tatil insanın kafasını dinleyebilmesi , ruhunu deşarj edebilmesi mekanın , nerede olduğunuzun pek bir önemi kalmıyor gerisinde.
Biz yine Çeşme dolaylarındaydık. Ama dediğim gibi insan sevdiği ile yan yana , el ele , düşüp sokaklara bir de rengarenk fotoğraflar çekebilme şansını elde etmişse değmeyin keyfine. Ortam rahat, kafa dingin olunca geri dönüşte daha bir netleşti kafamızdaki soru işaretleri ve " acaba? " dediklerimize cevaplar bulduk.


Tatile gittik geldik ama biliyor da olsak nasıl bir sıcak ile karşılaşacağımızı Adana'ya dönüşte " oooo bu nasıl bir sıcaktır " demekten ve kendimizi klimalı odalara atmaktan alıkoyamadık. Döndüğümüz zaman eşimin izin gününden bir kaç gün daha olacaktı ve sağ olsun daha Çeşme 'deyken plan yaptı, benim teklif dahi etmeme gerek bırakmadan " Adana'ya dönüşte o sıcakta kalmayalım, bir iki günlüğüne de olsa lütfen sizin yaylaya kaçalım." diyince ben de kabul ettim. Deniz güzelliğinden dönüp bir de yayla keyfi yapıp tatili bitirdik.
Amaaaaa burada anlatmadan geçemeyeceğim bir aksilik de yaşadık. Adana' ya döneceğimiz zaman öğlen sıcağına kalmayalım diyerek sabah 6.50 uçağına bilet almıştık uzun zaman öncesinden. Çeşme İzmir havaalanı arası biraz zaman aldığı için 6.50 uçağına yetişmek adına saat 4 servisine yetiştik ve bunun için 3 gibi uyandık. Havaalanına uçuştan önce varıp check-inn yaptıktan sonra biniş zamanımızı bekledik. Sonrasında tam uçağa biniş zamanı geldiğinde rötar olduğu duyuruldu ancak kaç dakika kaç saat olduğu belirtilmedi. Olabilir dedik, bekledik doğal olarak. Yarım saat, 1 saat, 2 saat, 3 saat, 4 saat tamı tamına 4,5 saat havaalanında doğru düzgün bir açıklama yapılmadan sandalyeler üzerinde planlarımızı işlerimizi ertelemek zorunda kalarak bekledik. Ve öğlen sıcağına kalmayalım derken tam da güneşin en tepede olduğu vakit gelebildik Adana'ya.
Her zaman aynı hava yolunu tercih ederdim ancak artık bir daha o firmayı tercih etmeyi düşünmüyoruz.
Olumsuzlukları bir kenara bırakalım ve yeniden kavuştuğumuza sevinelim değil mi =) Yeniden merhaba, yeniden hoşgeldiniz bloguma.

Devamını oku...